Ne Basit Seyleri Özlüyor Yürek…
Yoksunluklarla terbiye oluyor gönüller. Bazen ne basit seyleri özlüyor yürek..
Ne Basit Seyleri Özlüyor Yürek…
Çogu insanin elinin tersiyle ittigi, siradan saydigi, umursamadigi, kiymetini bilmedigi ufacik seylere hasret duyuyorsun.
Bizim çöpe attigimiz yiyecekler, nasil Afrika’da açliktan ölenler için hazineyse; bir iliskinin yoksullugu da öyle servet oluyor bazen gönüllere!
Benim hiç büyük hayallerim olmadi, yeterince büyük yasanmisliklarim vardi. Maddi hayallerim de olmadi. Basimi sokacak bir ev, saglik ve kimseye muhtaç olmayacak kadar geçim kaynagina sükür ederim.
Yatlar, katlar, ün, söhret ve para… Bunlar bana ait olmayan bir dünyanin illüzyonudur. Oysa ne kadar dibinde duruyorum! Trajikomik!
Bazen yasliligimizi düsünürüz ya; ben hep Sile’ de, bahçe içinde, sirin bir evde görmek isterim kendimi. Daktilo sesine benzeyen klavye tuslarinin sesinin geceyi yirttigini düslerim. Bir kitabin orta yerinde, bir türlü içime sinmeyen o cümleyi arar dururum.
Sonra ara veririm çalismaya, kalkip bir kahve yaparim en telvelisinden ama iki kisilik! Benim adam bahçede kitap okurken üsümüstür diye, bir de hirka alirim elime, kahve tepsisinin yaninda.
Çikar iki sohbet ederim, yazdigim hikayenin neden bir türlü yürümedigini tartisiriz. O, okudugu kitaptan bir cümle söyler, gülümseriz. Mutlu biter benim hayat yolculugum hayalimde. Sevdigim bir yerde, sevdigim bir adamla birlikte yaslanip sona ereriz.
Bu hayal gelecege dair ama simdi de bitmiyor insanin hasretleri. Ne basit seylere sizliyor burnun diregi. Battaniyenin altinda ayaklarini birbirine degerek isitirken film seyretmek gibi… Aksam eve dönecegini bildigin birine yemek hazirlamak gibi… Bilmedigin bir adresi ararken sormamakta inat eden sevgilinle kavga etmek gibi… Birlikte uyumak, gerçekten sevisebilmek gibi…
Ne basit seyleri özlüyor yürek.. Kimilerinin üstünde yük saydiklari, zor gelen, eziyet olan, mutsuz eden seylere gipta ediyor insan. Ve hayat, ne basit seylerin üstüne kurulu oysa; anlayabilene…
Candan Ünal