Yalnizligin Acittigi Anlar!
Vücudumun her yanina sanki igneler batiyor. Hastalandim! Üsüttüm muhtemelen, elim kolum tutmuyor.
Yalnizligin Acittigi Anlar!
Bu nasil bir halsizlik böyle? Sanki bu vücut benim degil. Bir çuval gibiyim. Nereye koysaniz, orada yigiliyorum.
Yalnizlik en çok böyle zamanlarda koyuyor. Insan düskünlesince, daha çok hissediyor. Yaslaninca ne yapacagim bakalim?
Geçen gün ayni konuyu konusuyorduk arkadaslarla, içlerinden biri: “Ben de eskiden düsünüyordum, yaslaninca da böyle yalniz mi kalacagiz diye. Sonra televizyondaki evlilik programlarini seyrettim. Kimler evleniyor bir görseniz. O yüzden merak etmeyin. Biz haydi haydi koca buluruz!” dedi. “Ya o zaman evlilik programlari olmazsa, sen yine de çok güvenme” dedim, güldük!
Gerçekten böyle mi düsünüyoruz? Nasilsa yaslaninca bir koca buluruz diye mi avutuyoruz kendimizi? Peki, birlikte yürünmemis yollarin sonunda bulusmak zor degil mi?
Uzun yillari birlikte geçirip, aci ve tatliyi paylasip, gerçekten bir ömre yol arkadasligi yapmak daha güzel degil mi?
Kafasi karisiyor insanin. Özgülügümüzü mü feda edemiyoruz? Basimiza geleceklerden mi korkuyoruz? Neden bu kadar zorlasti iliskiler?
Ortada erkek yok klisesini de cebimize koyarak, biraz da bizde hata var mi diye düsünmeden edemiyorum.
Bu konu hakkinda yine uzun uzun konusuruz ancak benim artik elim, kolum gerçekten tutmuyor. Bir an önce yataga dönmem lazim.
Ancak su bir gerçek ki; insan hastalandiginda yaninda su 3 kisiden birini istiyor: Annesini, sevdigini veya dostunu! Allahtan birisi benim yanimda, hatta su anda kapidan içeri nane limonla girdi. Yarina kadar toparlarim merak etmeyin!