Serçenin ölümü...
Bir baba ve çocugu parkta yürüyorlardi. Çocuk simarikça babasini çekistiriyordu. Ne görse almak istiyor babasi da onu hiç kirmiyordu.
-Ben biricik oglumu üzer miyim hiç!
Her istedigine kolayca ulasan bir çocugun nasil doyumsuz olacagini ve büyüdükçe ya bencil ya da en ufak bir sorunda mutsuz asabi olacagini düsünmüyordu bile.
Çikolata dondurma oyuncak derken çocugun gözü yemyesil dallara konan-kalkan güzel kuslara takildi. Babasinin çocuklugunda yaptiklariyla ilgili anlattiklari aklina geldi;
-Baba sen çoculugunda sapanla kus avladigini söylemistin ya!
-Evet köydeyken sapanla çok kus avlamistim.
Çocuk agaçtaki kuslari gösterdi;
-Ben de senin gibi avlamak istiyorum.
Adam güldü;
-Yok be oglum burda görürlerse kizarlar.
-Bana ne ben de sapanla kus avlayacagim.
Adam bir iki vazgeçirmek istedi ama simarik yetistirdigi çocugunun vazgeçmeyecegini hemen anladi.
-Tamam ben çevredeki oyuncakçilarda sapan var mi bir arayim. Bu arada sen dedenin yanina git otur ama kesinlikle dedene anlatma. Deden çocuklugumda bir gün kus avladigimi duyunca çok kizmisti bana iyi bir de dayak atmisti.
Çocuk istedigine kavusacak olmanin sevinciyle dedesinin yanina kostu oturdu. Babasinin nereye gittigini soran dedesine sadece "Bana oyuncak almaya gitti." dedi. Parktaki güzel havayi içine çeken kus seslerini dinleyip huzur bulmaya çalisan dedesi de baska bir sey sormmadi sustu.
Az sonra babasi gelmisti. Dede görmeden çocuga göz kirpip cebindeki siskinligi isaret ettikten sonra;
-Istedigin oyuncaktan kalmamis oglum. Gel seninle biraz da agaçlarin arasinda yürüyelim.
Çocuk sevinçle babasina kostu. Dedesi "istedigi oyuncak alinmayinca ortaligi birbirine katardi bu çocuk. Büyümeye mi basladi nedir!" diye düsündü fazla üzerinde durmadi.
Çocukla uzaklasan baba fisildadi;
-Ortalik yerde sapan kullanirsan herkes kizar. Hem agaçlarin arasinda daha çok kus vardir.
Dede ogluyla torununun arkasindan bakti; "Uslaniyor kerata uslaniyor." diye mirildandi. Sonra yine çevreyi seyre daldi. Birden gözleri bir renkli kusa takildi; "-Alaca serçe." Yüzünde bir sevinç dalgasi dolasti." -Nadir kus çocuklugumdan beri görmemistim böyle rengarenk serçelerden." Yüreginde bir heyacan duydu ayaga kalkti. Çocuklugundaki gibi kuslarin pesisira kosmak istiyordu sanki. Hatiralari da o kusla gökyüzünde kanat çirpiyordu. "-Alaca serçe. Hey Allahim su ise bak hele dagda bayirda zor rastladigim serçe bu parkta ha!". Kusu takip ederken kusun dallar arasinda bir yuvaya yaklastigini gördü. Yüregi pirpir etti. Yuvada da bir disi kus vardi. Sanki agzinda yemle gelen erkek kusu karsilamak ister gibi sevinçle havalandi.
Ihtiyar adam rahatsiz etmemeye çalisarak biraz daha yaklasti. Onlarin bu sevincine ortak olmak ister gibiydi.
Yuvanin oldugu agaca epey yaklasmisti sevinçle kuslara basini çevirmisti ki disi kus gögsüne isabet eden bir tasla aci çigliklar atarak havada çirpinmaya basladi.
Ihtiyar adam kalbinin sikistigini gözlerini yasardigini hissetti. Kusun çirpinarak gittigi yöne kostu. Kus parkin ortasina düsmüstü. Ihtiyar adam yasaran gözlerini silmeye çalisirken erkek kus çirpinarak ölen disi kusun yanina kondu.
Her zaman insanlardan kaçan erkek kus o anda yakindaki insanlari görmüyor gibiydi. Esinin yanina inmis bagirarak onu uyarmaya çalisiyor. Öldügüne inanmiyormus gibi sanki "Kalk insanlar geliyor" diye bagiriyordu.
Kusun bagirislarina toplananlar saygi ve aci dolu bir sekilde uzakta durdular. Ortalikta kusun feryadindan baska ses duyulmuyordu. Kus gagasiyla esini kaldirmak istiyor itekliyor çekistiriyor bagiriyordu.
Yasli adam torunuyla oglunun kosarak agaçlarin arasindan çiktiklarini gördü. Yüzlerinde ilk gördügü gülüs ve torununun elindeki sapan herseyi anlatiyordu. uzandi sapani alip kirdi. ogluyla torununu aglayan serçeyi görmeleri için öne dogru itekledi. Torununa hiç bir sey söylemedi ama gözü yasararak ogluna söylediklerini torununun da duyacagi yükseklikte söyledi;
-Esini kaybeden su kusun feryadini dinle önce sonra da yuvada açliktan ölecek yavrulari düsün ve azcik vicdanin varsa utan. Çünkü ben senin bu yaptigindan utandim.
Simarik torun dedesinin ilk defa agladigini görüyordu. Erkek kusun feryadlari karsisinda kendisi de belki ilk defa simarikliktan degil kalbinde baska bir canli için duydugu üzüntüden agliyordu.