|
Karabasan ruya
|
Karabasan ruya |
Ilk ne zaman basladigini net olarak hatirlayamiyordu, ama bildigi birsey vardi; uzun süredir üstünden gitmeyen bir belayla bas etmesi gerekiyordu.
Her aksam yatagina yatip, uykuya daldigi zaman gördügü kabuslarin ardindan ya da, yalin bir sekilde üstüne çullaniyorlardi.
Mücadele edebilmek gerçekten zordu.
Ne ettigi dualar, ne de yaptigi meditasyonlar ise yaramisti.
Sürekli devam ediyordu karabasanlar...
Kara bir gölge gibi üstüne çullanip, onu nefessiz, hareketsiz birakiyorlardi.
Geceleri uyumak artik iskenceden farksizdi.
Hatta bir ara gece uykularindan vazgeçip, gündüzleri uyumaya çalismis ama gerek çevre sartlari, gerekse kendi aliskanliklari buna engel olmustu.
Çocukluk, ergenlik dönemi, okul bitimi...derken yillar akip geçti.
Adeta siddetli bir hortum gibi, tüm hayatini içine çekip, mahvediyordu.Geriye yalnizca yikintilari birakiyordu ve o yikintilarin geri dönüsü yoktu artik.
Ve askerlik hayati da buna dahil oldu.
Zaten bizim hikayemiz de buraya odakli.
Kahramanimiz soguk bir kasim gecesinde, kogusun karanligina uyandi sessizce.
Kalbinde buz gibi bir korku...
Neden bu denli korkmustu ki?
Herhangi bir kabus hatirlayamiyordu...
Sadece yogun bir karabasandan çikmisti yine...
Üsüdügünü hissetti, ayni zamanda tuvalete gitmesi gerekiyordu.
Ranzanin sol tarafindan kalkti, kapiya dogru gitti, aydinlik koridora çikti.
Gözlerini pek açamiyordu, herhalde gece yarisi olmaliydi.
Saatine bakti...hiçbirsey gözükmüyordu.Rakamlar, akrep, yelkovan...hepsi de kaybolmustu.
Bu duruma aldirmadan, tuvaletlerin ve duslarin bulundugu bölüme ilerledi.
Tepesindeki floresan giderken ona göz kirpiyordu.
Tedirginligi hiç geçmemisti ve ilginç olan giderek artmasiydi.
Tuvaletlerin oldugu tarafa girdi.
Pisuvara çisini yaparken kendini çok garip hissetti.Sanki birileri onu sürekli gözetliyordu!..
Basini hafifçe arkaya dogru çevirdi...kimsenin olmadigini gördü.
Isini bitirip, hizli adimlarla döndü ve karanlik kogusa girdi.
Yatagina tekrar uzandi ama huzursuzdu.
Belki de üsüdügü içindi...tabii ya! yorgani yoktu!...
Uzandi yerden aldi, almasina ama içindeki ses konusmaya baslamasaydi daha iyi olacakti!
``Hiç kendini kandirmaya çalisma, eksiklik yorganin degil, eksik olan sey kogusta!...
Her nasilsa bunun dogru oldugunu biliyordu...
Çok geçmeden sorunun ne oldugunu buldu...
Kogus gereginden fazla sessizdi...
Küçük bir horultu ya da kesik kesik bir mirildanma, hatta nefes alip verme dahi yoktu.
Iyiden iyiye korkusu artmisti...
Etrafina bakindi, karanlikta görebildigi kadariyla, hiç kimse kimildayip, en küçük bir hareket yapmiyordu.
Bir anda kendini, bir hastanenin morgunda hayal etti...ölülerin içinde.
Olamazdi böyle birsey!...imkansizdi!...gersek üstüydü!...
Cesaretini toplayip, yatagindan tekrar kalkti...
Yatagin hafif gicirtisi sessizligi böldü ama hepsi o kadar.
Ah tabii, bir de kalbinin gümbürtüsünü duyuyordu...
Yaninda yatanlari izledi, iteledi...tepki yoktu.
Ve buz gibiydiler...
Karsi tarafa gitti, bütün arkadaslarini teker teker yokladi, fakat gece yarisi istimasinda bir tane bile sag asker yoktu!...
``Yemek zehirlenmesi`` dedi mantgi.
``O zaman sen de ölürdün, ayni yemegi sen de yedin`` dedi içindeki diger ses.
``Saçma!`` dedi kendi kendine.
Ama gerçek ortadaydi...
Birden bazi fisiltilar duymaya basladi...
Ilk basta çok düsük ama sonradan artmaya baslayan, ugursuz, ürkütücü ve anlamsiz sözler...
Bir yerde okumustu, bu konuyla alakali...neydi o yazi?...
``Ölüler aralarinda konusurlar`` dedi içindeki lanet ses.
Öylece karanlikta dona kalmis bir vaziyette giderek artan fisiltilari dinlerken, ani bir dehsetle irkildi...
Ona dehset veren seyin ne oldugunu anlamasi pek geç olmadi...
Arkasinda hizli bir isik gibi çakan birsey ve soguk bir elin sirtina dokunmasi...
O el üstüne yorgani örtüyordu...
Kogus nöbetçisiydi, ranzanin sol tarafindan aldigi yorgani örtmekle mesguldü...
Karanlikta belli belirsiz gülümsüyordu ama insanin hosuna gitmeyen bir gülümsemeydi.
Etrafina bakindi ve herkesin misil misil uyudugun gördü.
Neyse ki bütün bunlar sadece rüyaydi...
Öyle olduguna tüm benligiyle inanip, uykuya daldi tekrar.
Ertesi gün hersey güzeldi, ta ki bir önceki aksam nöbet tutan arkadisiyla tekrar karsilasincaya kadar.
Arkadasi, onu tuvalete giderken görmüstü...hatta kogustan çiktiktan sonra saatine baktigini bile söyledi.
Artik rüyanin ne kadarina inanip, ne kadarina inanmayacagini kestiremedi.
Yalnizca bildigi birsey vardi...
O da yorucu hayatinin ona kattigi tecrübelerin sonucu, karabasanlarin artacagini artik biliyordu...
Ve artti da!...
Karabasan ruya Hikayesi 21 Mart 2010, Pazar günü Webmaster eklenmiş ve 778 kişi tarafından okunmuştur.
|
|
|
|
|