Ana Sayfa

Paylaş

 » Kategoriler

» Ask Hikayeleri

» Cocuk hikayeleri

» Dini Hikayeler

» Dostluk Hikayeleri

» Duygusal Hikayeler

» Efsane Hikayeler

» Fikralar

» Gebelik

» Gercek Hikayeler

» Gerekli Bilgiler

» Guzel Makaleler

» ibretlik Hikayeler

» ilginc Hikayeler

» Kadinca

» Kisisel Hikayeler

» Komik Hikayeler

» Korku Hikayeler

» Masallar

» Sesli Hikayeler

» Sevgi Hikayeleri

» Yemek Tarifleri

Anne guvercin

  Anne guvercin


Güzel bir yaz günüydü. Batur elinde sapan evlerinin yakinindaki agaçlikta kus avina çikmisti. Gözleri radar gibi dikkatle çevreyi tariyordu. Birden arkasinda bir ses duydu: ’Vurma kuslari.’ Döndü, bakti. Seslenen yabanci degildi. Mahalle arkadasi Sarper’di: “ Ne istersin su küçük yaratiklardan bilmem ki? Ne zarari var onlarin sana? Birak ötsünler, uçsunlar, kanat çirpsinlar. “

Batur: “ Sarper yine mi sen? Bu kaçinci? Isime karisma demedim mi ben sana? Bak kuslari ürküttün, kaçip gittiler. Kus vurmak yasak mi yani? “

Güzel bir yaz günüydü. Batur elinde sapan evlerinin yakinindaki agaçlikta kus avina çikmisti. Gözleri radar gibi dikkatle çevreyi tariyordu. Birden arkasinda bir ses duydu: ’Vurma kuslari.’ Döndü, bakti. Seslenen yabanci degildi. Mahalle arkadasi Sarper’di: “ Ne istersin su küçük yaratiklardan bilmem ki? Ne zarari var onlarin sana? Birak ötsünler, uçsunlar, kanat çirpsinlar. “

Batur: “ Sarper yine mi sen? Bu kaçinci? Isime karisma demedim mi ben sana? Bak kuslari ürküttün, kaçip gittiler. Kus vurmak yasak mi yani? “

Sarper: “ Yasak tabii. Su siralar kus yavrularinin büyüme zamani.

Batur: “ Amma yaptin ha.. Yasakmis.. Yasaksa yasak. Kim bilecek benim kus vurdugumu? Çevrede bir yigin kus var. Bir kus vursam kus kitligina kiran girmez ya, kus nesli tükenmez ya. Bana bak Sarper, sen iyi bir arkadassin, fakat su kus isine karisma “ dedi ve ses çikarmamaya dikkat ederek usul usul ilerlemeye basladi. Yirmi metre kadar gittikten sonra bir agacin altinda durdu. Sapanini yukariya dogru kaldirdi. Iyice nisan aldiktan sonra sapanindaki tasi firlatti. Tas hedefini bulmustu. Kus yere düserken ayni anda havalanan bir baska kusun kanat sesleri duyuldu. Batur az ötesinde yere düsen kusu aldi. Kus can çekismekteydi. Hemen kusun kafasini kopardi. Kendisine dogru yürümekte olan Sarper’e dönerek:

“ Nasildim ama? Tek atista hedef on ikiden. Tik kafa gitti. Tüylerini yoldum mu, küçük bir ates yakarim. Ciz biz. Sonra deyme keyfime “ dedi.


Arkadasinin sözlerine aldiris etmemesine içerleyen Sarper:
“ Ne desem, ne söylesem bosuna. Baskalarinin senden daha iyi düsünebilecegini hiçbir zaman kabul etmezsin zaten. Vurdugun bir yabani güvercin yavrusu. Yirmi gram et ya çikar, ya çikmaz. Hem düsünmedigin bir sey var. Bu yere düserken kanat sesleri duymustuk. Herhalde anne güvercindi uçan. Yabani güvercinler bildigim kadariyla kin tutarlar. Yavrusunu vurmakla hiç iyi yapmadin “ dedikten sonra geriye dönerek hizli adimlarla oradan uzaklasti.

Batur daha sonra agaçligin kenarinda küçük bir ates yakti. Buraya gelirken yavru güvercinin tüylerini yolmus ve iç organlarini temizlemisti. Kusu pisirmeye basladi. Fakat arka tarafindaki agaçlardan birinde üzgün ve yasli bir çift gözün kendisini izlediginin farkinda bile degildi.

Anne güvercin bir taraftan yavrusunu vuran çocugu seyrederken, bir taraftan da düsünüyordu:

“ Aslinda elinde sapanla bir çocugun bize dogru yaklastigini görmesek, duymasak bile hissederiz. Fakat biz kuslar, agaç dallari üzerinde otururken dalar gideriz. Geçmisi düsünürüz. Hatiralar gözlerimiz önünde canlanir. Dogrularimiz, yanlislarimiz aklimiza gelir. Çogu zaman da hayaller kurariz. Bunlar genellikle tadini damagimizda hissedecegimiz hayallerdir. Yani gerçek olmasini istedigimiz. Iste bu gibi durumlarda bir sapanin veya bir tüfegin bize dogru nisanlandigini görmemiz yahut yaklasan birinin hisirtisini, ayak seslerini duymamiz mümkün degildir. Biricik yavruma uçmayi ögretiyordum. Yavrum çok yorulmustu. Bir agacin dalina konduk, dinleniyorduk. Etraftaki agaçlar kus doluydu ve sanirim çogu da benim gibi hayallere dalmisti. Küt diye bir ses duydum ve yavrumun feryadi ile kendime geldim. Baktim yavrum vurulmus düsüyordu. Kanatlarimi çirptim ve uçtum. Havada genis bir daire çizdikten sonra olayin oldugu yere döndüm. Çevrede kus yoktu, hepsi kaçip gitmislerdi. Olayin nasil oldugunu kuslardan sorar, ögrenirim. Neyse birakayim simdi bunlari düsünmeyi. Yavrumu vuran çocuk kalkti, gidiyor. Gözden kaybetmeden takip edeyim sunu. Evinin nerede oldugunu ögrenirim hiç olmazsa. “

Batur yolda gördügü bir arkadasiyla konustuktan sonra oturduklari apartmanin kapisindan içeriye girdi. Oturduklari daire 4. kattaydi. Anne güvercin karsi sokaktaki bir apartmanin çatisinda saatlerce bekledi. Aksam olunca odalarin, salonlarin isiklari yanmaya basladi. Yavrusunu vuran çocugun girdigi binanin oda ve salonlarini kontrol etmeye basladi. Örtülmeyen veya aralik birakilan perdelerin arkasindan içeri bakiyordu. 4. kattaki balkonun korkuluk demirlerinin üzerine kondu.

Söyle bir etrafina bakindi, bir tehlike var mi diye. Sonra agir agir basini pencere tarafina dogru çevirdi. Perdesi kapatilmamis pencereden içerisi rahatlikla görünüyordu. Ve onu gördü…tam karsida oturmus, yanindaki birkaç kisiye bir seyler anlatiyordu. El-kol hareketleri yapiyor, kahkahalarla gülüyor, etrafindakileri güldürüyordu. Onun son derece neseli hali içini sizlatti. Bu sahneyi daha fazla görmeye dayanamadi, kanatlarini çirpti ve simsiyah gökyüzüne dogru uçup gitti.
Daha sonraki günlerde Batur evlerinin yakinindaki agaçlikta sik sik kus avina çikti. Fakat hayret!..Her zaman pek çok kusun bulundugu bu agaçlikta bir tek kusa rastlayamiyordu.

Batur, yine bir gün elinde sapaniyla buraya geldi. Çevreden çit çikmiyordu, etrafta hiç kus yoktu. Tam yavru güvercini vurdugu agacin altina gelmisti ki, aniden kanat sesleri duydu. Sasirmisti. Üzerine dogru dalisa geçen kusu son anda fark etti. Elleriyle yüzünü kapatmasi onu yaralanmaktan kurtardi. Kus çigliklar atarak hemen ikinci defa saldiriya geçti. Bu saldiri birincisinden çok daha siddetli oldu. Kusun kanat vuruslari birer tokat gibi yüzüne gelen Batur, sirtüstü yere yuvarlanirken eliyle kusa sert bir darbe indirdi. Kusun ilerdeki çaliliklarin arasina düstügünü gören Batur, arkasina bile bakmadan kaçip gitti.

Batur o gece hiç uyuyamadi. Yataginda devamli olarak bir o yana, bir bu yana döndü, durdu. Sabaha karsi safak sökerken o kusun kim oldugunu ve kendisine neden saldirdigini anlamisti. O kus, birkaç gün önce vurdugu yavru güvercinin annesiydi. Demek ki, anne güvercin yavrusunu vurani unutmamis, devamli olarak takip etmisti. Kus vurmak için agaçliga gelirken orada bulunan kuslarin kaçip gitmesini saglamisti. Bu birkaç gündür agaçlikta hiç kus görememesinin nedenini ortaya çikariyordu. Korkunç bir takip altindaydi. Eger kus vurmaya devam ederse anne güvercinin felaketine neden olacagini anladi. Zararin neresinden dönülürse kardi. Bir daha kus avina çikmazsam anne güvercin belki pesimi birakir diye düsündü. Zaten sapanini anne güvercin ile bogusurken düsürmüstü. Bundan sonra kus vurmayacagina söz verdi.


Anne güvercin ise, Batur ile yaptigi mücadeleden sonra yerde buldugu sapani gagasinin arasina kistirip uçup gitmis, uzaklara, çok uzaklara, kimsenin onu bulup bir daha kus vurmasina imkân bulamayacagi kadar uzaklara giderek oralarda buldugu bir çukura sapani atmis ve üzerine toprak, yaprak ne bulduysa doldurarak gömmüstü.

Anne güvercin daha sonraki günlerde agaçligin kenarinda nöbet tutmaya devam etti. Birisi buraya gelmeye kalksa hemen agaçlar üzerinde dinlenen, uyuklayan veya hayal kurmakta olan kuslari uyaracak ve bu agaçlikta kimsenin kus vurmasina izin vermeyecekti. Böylece aradan haftalar geçti. Sonbaharin gelmesiyle havalar sogumaya basladi. Bütün göçmen kuslar gibi anne güvercin de grubuyla birlikte kisi geçirmek için sicak ülkelere göç etti.

Ertesi yil nisan ayinda anne güvercin grubuyla birlikte tekrar bu agaçliga geldi. Günler çok sakin ve olaysiz geçiyordu. Anne güvercin firsattan istifade ederek üç tane yumurta yumurtladi. Bu yumurtalarin üzerinde günlerce kuluçkaya yatti. Sonunda yumurtalar çatladi ve üç tane minimini yavru sahibi oldu. Yaz mevsimi boyunca yavrularini büyüttü, onlara uçmayi ögretti. Hayatta kendilerine yönelebilecek tehlikelere karsi daima uyanik durumda bulunmayi ögütledi. Batur verdigi sözü tuttu. Bir daha onu kus vururken gören olmadi.

Aslinda kus neslinin bir iki türü disinda bilinçsizce avlanmasi dogal olarak yasak olmaliydi. Çocuklara, özellikle ilkögretim çaglarinda, bu durum tüm çiplakligiyla anlatilmaliydi. Onlar isin önemini kavradiklari takdirde kus avlama isine kendiliklerinden karsi çikacaklardi. Kuslarin da cani vardi. Onlar da can tasiyorlardi. Bir de kalpleri vardi, sevgi dolu, sevecen, baskalari için, kötülük düsünmeyen. Canlari sikilinca gökyüzüne yükselirler, özgürce uçarlar, yoruluncaya kadar kanat çirparlardi. Kuslar, zararli böceklerin, sineklerin hizla çogalmasini önleyerek dogadaki hassas dengenin bozulmasina engel olurlardi. Insanliga, insan yasamina deger veren herkesten uymalarini istedigim bir kural var: Vurmayin kuslari




Anne guvercin Hikayesi 20 Nisan 2011, Çar?amba günü  Hikayece eklenmiş ve 991  kişi tarafından okunmuştur.


© 2010    SiteMap