Daha Fazlasını İste

  Aramak istediğiniz hikaye içinde geçebilecek bir kelimeyi yazın ve arama butonuna tıklayın. istediğiniz hikayeler hemen listelensin.

Adresler    |   22-03-2008
Doktorun yazdığı gözlükleri nereden daha kaliteli ve daha ucuza alabilirim düşünceleri içerisindeyken; çoktandır yanına uğramadığım bir akrabam aklıma geldi. Mutlaka onun bir tanıdığı vardır, dedim. Hem biraz hasret giderir hem de bu gözlük işini sorardım.
Bu sevinçle akrabamın büfesine gittim. Büfede, gözüme ilk çarpan; camın üzerine asılı kocaman bir yazı oldu. Yazıyı okuyunca, sevincim kursağımda kaldı. Ben de gözlük sorma işinden vazgeçtim. Neden mi? Çünkü yazı aynen şöyleydi.
Adres sormak yüz bin.
Adam sormak iki yüz bin.
Adrese kadar götürmek beş yüz bin.
Fatura yatırmak yüz elli bin.
Fikir danışmak pazarlığa tabidir.
Fiyatlarımıza KDV dâhildir.
NOT: Bana da mı parayla? demeyin. Evet sana da parayla!
İşte cama astığı yazı.. Güya tanıdık bir gözlükçü soracaktım. Siz olsanız: “Yahu yeğen! Bildiğin yerde tanıdığın bir gözlükçü var mı?” diye sorar mıydınız? Ben de sormadığım gibi oturmaktan da vazgeçiyordum. Ama akrabamın ısrarları sonucunda oturmak zorunda kaldım. Hemen elime bir çay tutuşturdu. Bundan cesaret alarak yine de: “Yeğenim, tanıdığın bildiğin yerde bir gözlükçü var mı?” diyesim geldi. Bu; galiba adres sormaya giriyordu. O da yüz bin liraydı. Amaan, dedim. Benden de mi para alacak? Yazının altındaki not kısmı aklıma geldi. “Bana da mı parayla demeyin. Evet, sana da parayla!” yazılıydı. Böylece gözlük sorma işinden kesinlikle vazgeçtim.
Akrabam hem benimle sohbet ediyor hem de dolaba kola diziyordu. Camdaki yazı aklıma takılmış ve biraz da sinirlenmiştim. Akrabamı azarlarcasına:
— Ayıp, dedim! O yazıyı oradan hemen indir. Bir esnafa yakışır mı bu yazı?
Akrabama fırsat tanımadan; camdan yazıyı ben indirdim.
— Ne ayıbı dayı? dedi. Sen biraz otur da bak. Bana o zaman hak verirsin.
Gerçekten de büfeye gelen ilk adam:
— Selâmünaleyküm! Hayırlı işler, dedi.
Bizimki akşama kadar kim bilir kaç kere “aleykümselâm” dediyse isteksizce karşılık verdi.
— Aleykümselâm! Buyurun!
Adam acıklı bir sesle:
— Ağabey bir şey soracaktım, dedi. Acaba PTT nerede?
Bizimki “Az ileride” deyip dolaba kola dizmeye devam etti. Akrabam haklılığını bana gösterme mutluluğunu yaşıyordu. Bana bakarak gülümsedi. Adam ses tonunu yükselterek ve başını büfe boşluğundan içeriye sokarak yeniden sordu:
— Çok mu ileride?
— Hayır! Az ilerde.
— Kaç dakika sürer?
Bizim akraba iyice sinirlenmişti. Galiba bu defa uydurdu.
— İki dakika üç saniye, diye yanıtladı.
Adam tutkal gibiydi. Bir türlü ayrılmıyordu. Bizim akrabayla söz düellosuna girdi.
— Şimdi açık mıdır ki?
— Açıktır.
— Orada Ahmet Bey çalışıyor mu?
— Bilmiyorum.
— APS alıyorlar mı?
— Alıyorlar.
— Yozgat’ın köyüne APS var mı?
Vardır elbet.
— Kaç lira acaba?
Akrabam sırf haklılığını bana göstermek için adama çok iyi davranmış hatta onu sorular sormaya yüreklendirmişti. Ama şimdi patlamıştı.
— Kardeşim git be! dedi. Orada hesap ederler.
Adam ardına bakmadan uzaklaştı. Az sonra ikinci adam geldi:
— Selâmünaleyküm. Hayırlı işler, dedi.
Bizimki isteksizce:
—Aleykümselâm, buyurun! dedi.
—Ağabey buralarda eski kitap nerelerde satılıyor?
— Havuzun arkasında.
— Matematik ikinci sınıf bulamadım. Acaba orada var mıdır?
— Vardır! İstersen git onlardan sor!
— Ama yazarı Hüseyin Hüsnü Tekışık.
— Kardeşim git dedim! Onlardan sor!
Bizim akraba ne zaman ‘kardeşim’ diyorsa sinirlenmiş demektir. Sinirinden bana bakıp güldü. Haklı davasından konuşacaktı ki temiz giyimli kravatlı biri geldi.
— Beyefendi iyi günler, dedi.
— İyi günler, buyurun.
— Affedersiniz Kanal İkibin nerede?
— Karşıda, dördüncü katta…
Adam fazla ayrıntı sormadan teşekkür edip gitti.
Akrabam bana dönüp; “Gördün mü nasılmış?” dedi. Ne diyebilirdim ki? Onu biraz teskin etmek için olur böyle şeyler, bak son adam fazla ayrıntı sormadan gitti. Tahsilin hali başka, dedim.
Bir sigara, bir çiklet alıcısı geldikten sonra yine bir adam:
—Selamünaleyküm. Hayırlı işler, bol kazançlar ağabey, dedi.
Bizimki:
— Aleykümselâm, buyurun! dedi.
— Açık Öğretim Fakültesi bürosu nerede?
— Devlet Hastanesi’nin arkasında...
Adam kaşlarını çatarak sert bir şekilde:
— İyi biliyor musun? dedi. Eminsen, doğru biliyorsan; gideyim! Beni ta oralara kadar boşu boşuna yorma.
Akrabam iyice sinirlenmişti:
— Sana yalan borcum mu var! İster git ister gitme! dedi ve bir sigara yaktı.
Bir adam daha geldi:
— Ceyran! Ceyran parası nerede yatıyor?
— Şu caddeye çık. Maliyenin arkasında.
— Kuyruk çok mudur?
— Bilmiyorum.
— Geçen ayın borcunu alıyorlar mı?
— Alıyorlar!
Adam sorularına tam yanıt aldığından; Allah razı olsun, deyip gitti.
Fazla ayrıntı sormayan; az önceki tahsilli adam yeniden geldi. Kanal İkibin’i sormuştu.
— Beyefendi! Orada asansör çalışmıyor!
— Nerede?
— Kanal lkibin’in orada.
—Ne yapayım şimdi? Gidip sana asansörcü mü çağırayım? Hem asansörün yanında merdiven vardı. Oradan çıksaydın. Ta buraya kadar geleceğine şimdiye oraya çıkardın.
—Beyefendi öyle diyorsun da, ah şu bacaklarımdaki ağrılar olmasa. Sigaradan sigaradan. Damar sertliği, diyor doktorlar.
— Geçmiş olsun ama ben ne yapabilirim ki? Şimdi sana doktor mu çağırayım?
— Tamam, teşekkür ederim.
Bu da memnun olmadan ayrıldı.
Başka biri:
— Hemşerim kırtasiye nerede?
Akrabam sertçe yanıt vermeye başladı.
— Az ileride solda.
Daha başka biri:
— TEDAŞ nerede?
— Caddeye çık, karşı tarafa git.
— Uzak mı?
— Yok, yakın!
— Kaç dakika sürer?
— Şöyle biraz yürü bakalım.
— Neden?
— Saatteki ortalama hızını bilmeden kaç dakika süreceğini nasıl bileyim?
Adam şakadan hoşlanmıyordu. Kızarak:
— Neyse onu boş ver, dedi. Akıllı saat taktırmak sence nasıl olur?
— Ne akıllısı? Ne saati?
— Yani akıllı saat takıyorlar ya...
— Kardeşim Allah aşkına git onlardan sor. Ben ne bileyim.
— Kimden sorayım?
— Kırtasiyeciden.
— Ne kırtasiyesi be! Sana elektrik saatini soruyorum!
— Ben de TEDAŞ demiştim ya sana. Git oradan sor.
Adam sinirlenerek ayrıldı.
Az önce kırtasiyeye giden geri döndü.
— Hemşerim orası kapalı...
— Neresi?
—Kırtasiye.
— Ne yapayım şansına küs.
— Acaba neden?
— Ney neden?
— Yani diyorum neden kapalı?
— Yahu ne bileyim Allah aşkına?
Bu da sinirlenerek ayrıldı.
Bir küçük su bir de kola sattıktan sonra gelen bir kadın:
— Oğlum bu gün mark kaç lira?
— Bilmiyorum.
— Dolar kaç lira?
— Babam ölsün ki onu da bilmiyorum.
— Allah etmesin yavrum.
Oysa akrabamın babası öleli yıllar olmuştu.
Başka bir adam:
— Bakar mısın? Buralarda Mardinli Mahmut varmış. Nerede?
— Mardinli Mahmut mu? Valla bilmiyorum. Ama dur bakalım. Şurada bir Mahmut var. Ama Mardinli değil; Silifkeli. Şurada da bir Mardinli var; ama adı Mahmut değil; Mustafa. Yani senin anlayacağın işine yararsa; Silifkeli Mahmut veya Mardinli Mustafa var.
Adam ikisinin de işine yaramayacağını söyleyip ayrıldı.
Camdan İndirdiğim yazıyı yeniden akrabama verdim. Hemen yanımda cama yeniden astı. Adres sormalar bıçak gibi kesildi. Ben de esenlikler dileyip ayrıldım.
Doktorun yazmış olduğu gözlükleri tanımadığım bir gözlükçüde yaptırdım. Bir hafta sonra akrabamın yanına yeniden gittim. Akrabam gözümdeki gözlüğü görünce:
— Ooo... Gözlüğün hayırlı olsun, dedi. Neden bizden almadın?
— Ne! dedim hayretle. Sizin bir de gözlükçü dükkânınız mı var?
— Tabii, dedi. Kardeşimle birlikte açtık.
— Tüh be! dedim. Ama nereden bileyim sizin gözlükçü dükkânınızın olduğunu?
Akrabam, bir gözlük kaçırmanın üzüntüsü içerisine girdi. Daha da üzülsün diye:
— Bundan başka, bir de yakın gözlüğü yaptırdım, dedim.
Akrabam yüreğinin ta derinlerinden;
— Yok beee! dedi.
— Ne sandın ya! dedim. Ve devam ettim;
— Aslında geçen gün buraya geldiğimde sana; “Tanıdığın bir gözlükçü var mı?” diye soracaktım.
Akrabam bana sitem ederek:
— Sorsaydın, dedi.
— Soracaktım ama adres sormak, fikir sormak, paraylaydı, dedim.
Akrabam hem biraz utanmış hem de iki gözlük satamamanın üzüntüsü içerisine girmişti.
— Canım senden de mi para alacaktım? dedi.
— Bak! dedim. Camda hala yazıyor. “Bana da mı parayla? demeyin. Evet, sana da parayla.”

Yazar : Yazar
Gösterim Sayısı : 393 kez okundu

SON EKLENENLER
abuzuddin efendi   |  08-06-2008 Tarihinde eklendi | 177 kez okundu.
hiç beklemiyodum   |  17-05-2008 Tarihinde eklendi | 1.351 kez okundu.
SUZEN VE ARKADAŞI   |  02-04-2008 Tarihinde eklendi | 939 kez okundu.
Keloğlan ile Nasreddin Hoca   |  31-03-2008 Tarihinde eklendi | 288 kez okundu.
cennette seninleyim   |  30-03-2008 Tarihinde eklendi | 224 kez okundu.
Tik   |  30-03-2008 Tarihinde eklendi | 155 kez okundu.
Yalnızlık   |  22-03-2008 Tarihinde eklendi | 425 kez okundu.
Adresler   |  22-03-2008 Tarihinde eklendi | 393 kez okundu.
Güzel ve Dahi Genç Kız   |  22-03-2008 Tarihinde eklendi | 724 kez okundu.
Hasta Ziyareti   |  22-03-2008 Tarihinde eklendi | 332 kez okundu.

YORUM EKLE
	Rumuzunuz
	
	Mail Adresi
	

	Yorumunuz
	
Yasal Uyarı : Bu sitede bulunan yazılardan tamamen yazarları sorumludur. Yazılan yazılardan hiç bir zaman yayıncı site sorumlu tutulamaz.
sitemizde: hikayeler, erotik hikayeler, ensest hikayeler, gizli hikayeler, cinsel hikayeler, sex hikayeler, ensest hikayeler, atesli hikayeler, turkce hikayeler, ensest hikaye, sex hikaye, seks hikaye, erotik hikaye, sex hikayeleri, en yeni seks hikayeleri, seks hikayeleri kategorileri bulunmaktadir.
baglantilar:  | hikaye | sex hikayeleri | hikayeler | seks | sex | seks hikayeleri |