Ana Sayfa

Paylaş

 » Kategoriler

» Ask Hikayeleri

» Cocuk hikayeleri

» Dini Hikayeler

» Dostluk Hikayeleri

» Duygusal Hikayeler

» Efsane Hikayeler

» Fikralar

» Gebelik

» Gercek Hikayeler

» Gerekli Bilgiler

» Guzel Makaleler

» ibretlik Hikayeler

» ilginc Hikayeler

» Kadinca

» Kisisel Hikayeler

» Komik Hikayeler

» Korku Hikayeler

» Masallar

» Sesli Hikayeler

» Sevgi Hikayeleri

» Yemek Tarifleri

iki kurbaga masali

  iki kurbaga masali


Biri beyaz, digeri siyah renkteki kurbaganin huy ve mizaci tipki renkleri gibi zitmis. Ak kurbaga ne kadar iyimserse Karakurbaga o kadar kötümsermis. Ak kurbaga bir seye “ak” mi dedi; o hemen atilip “kara” dermis. Her seyin olumsuz tarafini görmeye o kadar alismis ki, gördügü her seyi elestirmeyi neredeyse meslek haline getirmis. Yagmur yagsa, Karakurbaga:

“Offff! Olacak sey mi simdi bu?” diye sikayete baslarmis. “Yagmurda ne derenin tadi olur, ne de ortalikta avlayacak sinek bulunur. Nefret ediyorum yagmurdan!”
Arkadasinin aksine her seyin güzel tarafini görmeyi seven Akkurbaga cevap vermeden edemezmis:
“Haksizlik etme lütfen! Sirf senin keyfin bozuldu diye güzelim yagmura niye düsman oluyorsun ki? Hem söylesene, yagmur yagmasa bizim evimiz-yurdumuz olan dereler, sazliklar, batakliklar kalir mi ortada?”
Elbette o, bu sözlerini tamamlayamadan Karakurbaga atilirmis:
“Tamam tamam, bay çok bilmis kurbaga! Biliyor musun, sen tam da insanlarin sözünü ettigi su Polyanna’ya benziyorsun. Mutluluk rolü oynayacagim diye saçma sapan sözler ediyorsun. Hani, uçurumdan asagi düssen, ‘bak ne güzel uçuyorum’ diyeceksin neredeyse. Azicik gerçekçi olsana canim!”
Akkurbaga genelde bu tür tartismalari uzatmak istemez ve söyle dermis:
“Gerçegi görmek için asil kendi kötümser bakisini terk etmelisin.”
Iste böyle iki zit kutupmus bu iki kurbaga…
Günlerden birgün canlari sikilinca derenin yakinindaki köye dogru gitmeye karar vermisler. Akkurbaga:
“Istersen fazla yaklasmayalim, biliyorsun yaramaz çocuklar bizi görürse canimizi acitabilirler” dediyse de, Karakurbaga israr etmis:
“Aksamin bu karanliginda çocuklar bizi nereden görecek Allah askina! Su en yakindaki evin oraya kadar gidelim, sonra geri döneriz. Korkakligi birak simdi.”
Akkurbaga, korkaklikla suçlanmaktan çekindiginden, çaresiz kabul etmis. Köye girmisler ve evin yanina gelmisler. Akkurbaga sikintili bir viraklama ile “Hadi, artik dönelim, içimde kötü duygular var!” demis demesine, ama Karakurbaga heyecanla atilmis:
“Gel bir oyun oynayip öyle dönelim. Suradaki yüksek kovayi görüyor musun? Ikimiz ayni anda üstünden ziplayacagiz. Bakalim yarismayi kim kazanacak?”
“Aksamin bu vaktinde birak böyle çocukluklari lütfen!” diye itiraz edecek olmus Akkurbaga, ancak yaramaz arkadasi bir türlü fikrinden vazgeçmemis. Hatta “Dedigimi yapmazsan, seninle artik arkadas olmam!” diye tehdit bile savurmus. Bunca yillik arkadasini kaybetmek istemeyen Akkurbaga bu teklifi de istemeye istemeye kabul etmis.
Iki kurbaga hizla kosup ziplamislar. Ama ne olduysa o zaman olmus ve tam kova dedikleri seyin üzerinde çarpisip içine düsmüsler! Aci gerçegi o zaman anlamislar: üzerinden atlamaya çalistiklari o sey, yarisina kadar dolu kocaman bir süt gügümü degil miymis meger!
Yorulana kadar giristikleri denemelerin sonucunda baska bir gerçegi daha anlamislar: Gügümün kenarlari ziplayip çikmalarina imkân vermeyecek kadar yüksekmis. Karakurbaga ümitsizlik içinde haykirmis:
“Mahvolduk! Buradan çikmamiz mümkün degil! Bu gügümün içinde ölüp gidecegiz.”
“O kadar kolay pes etme bakalim” diye karsilik vermis Akkurbaga. “Çikmadik candan ümit kesilmez. Kim bilir, hiç ummadigimiz bir anda imdadimiza yardimsever bir el yetisir belki de.”
Karakurbaga aci bir kahkaha attiktan sonra söyle demis:
“Benim kurbaga Polyannam! Neler sayikliyorsun sen? Bari böylesi bir haldeyken hayal görmekten vazgeç.”
“Ben hayal filan görmüyorum. Nasil bilmiyorum, ama buradan kurtulacakmisiz gibi bir his var içimde. Kendini koyuverme sakin!”
Ne yazik ki, Karakurbaga’nin ümitsizligi her geçen dakika bütün kalbini daha çok kaplamis ve ümitsizligi arttikça bacaklarindaki güç ve kuvvet de azaldikça azalmis. Ve en sonunda:
“Bacaklarimda derman kalmamis. Hakkini helal et kardesim!” deyip sütte yüzmekten vazgeçmis. Bir-iki dakika sonra da son nefesini vermis…
Akkurbaga arkadasinin bu kadar kolay vazgeçip ölmesine çok üzülmüs, fakat ümidini hiç yitirmemis. Sürekli su sekilde yalvarmis Allah’a:
“Darda kalanlarin sesini ancak Sen duyar, onlarin imdadina ancak Sen kosarsin! Senin rahmet ve sefkatin süt gügümüne düsmüs zavalli bir kurbagaya da yetisir elbet! Kurtar beni Allahim!”
Akkurbaga bu sekilde yalvarirken, bir taraftan da sebebini bilmeden sütün içinde var gücüyle çirpinmis. Karanlikta, yapayalniz, çaresiz, ama hiç ümitsizlige düsmeden… çirpinmis, çirpinmis… Bu hal dakikalarca devam etmis. Bir ara arka tarafindan ayagina birsey çarpmis. Dönüp baktiginda bunun irice bir tereyagi topagi oldugunu görmüs. Oraya nereden geldigini düsününce, bu tereyaginin farkinda olmadan kendi çirpinislariyla meydana geldigini anlamis. Gözleri sevinçle parlamis, çünkü bu onun kurtulus vesilesi olabilirmis!
Azalmaya yüz tutan gücü, ummadigi kadar artmis. Bu defa niçin yaptigini bilerek bacaklarini yine çirpip durmus. Bir saat kadar sonra tere yag topagi o kadar büyümüs ki, onun üstüne basip zipladigi gibi gügümün disina atlamis ve ilk sözü su olmus:
“Rahmetinden ümidimi kestirmedigin ve imdadima yetistigin için Sana sükürler olsun Allah’im!”




iki kurbaga masali Hikayesi 8 Haziran 2010, Saly günü  Hikayece eklenmiş ve 412  kişi tarafından okunmuştur.


© 2010    SiteMap