Ana Sayfa

Paylaş

 » Kategoriler

» Ask Hikayeleri

» Cocuk hikayeleri

» Dini Hikayeler

» Dostluk Hikayeleri

» Duygusal Hikayeler

» Efsane Hikayeler

» Fikralar

» Gebelik

» Gercek Hikayeler

» Gerekli Bilgiler

» Guzel Makaleler

» ibretlik Hikayeler

» ilginc Hikayeler

» Kadinca

» Kisisel Hikayeler

» Komik Hikayeler

» Korku Hikayeler

» Masallar

» Sesli Hikayeler

» Sevgi Hikayeleri

» Yemek Tarifleri

Yalanci Kurt

  Yalanci Kurt


Zamanin birinde bir koyun varmis, bu koyunun iki de güzel kuzusu. Kuzulardan biri kina kirmizisi, öteki de bembeyazmis. Kirmizinin adi “Kinali”, beyazinki “Pamuk”mus. Daha bahar soguklari sürdügü için analari kuzucuklarini evde birakiyormus. Çayirlara çikiyor, taze otlar yiyip, memelerini sütle dolduruyormus. Çayir çiçeklerinin bin bir kokusu siniyormus bu ana sütüne. Ana eve gelince kuzular dogrudan memelere saldiriyor, karinlarini doyuruyorlarmis. Sabaha kadar misil misil uyuyorlar, sabahlari, analarini gene çayirlara yolcu ediyorlarmis. Analari, evden ayrilmadan önce:

“Aman, yavrularim, kim çalarsa çalsin, kapiyi açmayin sakin! Kuzunun düsmani çoktur, bunu iyi belleyin!” diyormus.

Koyun, bir sabah, Kinali ile Pamuku gene uyarmis, çayirligin yolunu tutmus. Kuzulara da eve gelince:

“Kinali kuzum, Pamuk kuzum, Memelerim sizim sizim, Gelin emin yudum yudum, Ananiz geldi, uyanin... derin, o zaman kapiyi açarsiniz,” demis.

Ananin bu sözlerini kurt duymus. Ana yavas söylemis ama, gene de kurttan gizleyememis. Koyun evden ayrilinca, kurt oralarda dolasmaya baslamis. Kuzularin gevrek sesleri istahini açiyor mus. Hele taze kokulari!.. Ananin gelme vakti yaklasinca, kapiya yanasmis. Baslamis kalin sesiyle ulumaya: “Kinali kuzum, Pamuk kuzum, Memelerim sizim sizim, Gelin emin yudum, yudum, Ananiz geldi, uyanin...”

Kinali, kalin sesinden tanimis kurdu:

“Hadi sen de yalanci! Anamiz olur musun sen? Senin sesin kalin, anamizinki ince, su akar gibi. Burnumuza süt kokusu da gelmiyor. Bosuna bekleme, açmayiz kapiyi sana” demis.

Pamuk da:

“Tabii açmayiz, karnimiz açiksa da açmayiz. Anamiz gelinceye kadar sabrederiz...” diye söze katilmis. Biraz sonra analari gelmis, hemen atilmislar memelerine. Çayir çiçeklerinin kokusu doldurmus odalarini. Karinlari doyunca, iki kardes, olani biteni anlatmislar. Koyun:

“Aferin, kuzucuklarim, sakin her sese kanmayin. Aklinizda ol sun, kuzularin düsmani çok olur.” demis.

Ertesi gün, günes gene çayirlari isitmis, ana kalkip gene otla maya gitmis. Aksama dogru, kurt bir yerlerden çikagelmis. Ama bu kez, yumurta içip sesini inceltmis. Sesini tipki koyun sesine benzetmis. Baslamis melemeye: “Kinali kuzum, Pamuk Kuzum, Memelerim sizim sizim Gelin emin yudum yudum, Ananiz geldi, uyanin...”

Bu kez Pamuk baslamis konusmaya:

“Sesin, anamizin sesi gibi ince, ama anamizin gelmesine daha vakit var. Biliyoruz biz, o kadar acikmadik.”

Kinali hemen atilip:

“Kapinin altindan ayaklarini göster bakalim, anamiz misin, degil misin, anlayalim.” Demis.

Kurt, içinden, “hay seytanciklar”, diye geçirmis, ayaklarini göstermis kapinin altindan. Bakmislar kapkara bir ayak! Kinali:

“Yalanci seni! Anamizin ayaklari bembeyaz, seninki kömür karasi. Bosuna bekleme, açmayiz kapiyi.” Demis.

Biraz sonra analari gelmis. Daha “Kinali kuzum der demez anlamislar onun geldigini, ama gene de, kapi araligindan, ayaklarina bakmislar

Ertesi gün de koyun çayirliga gitmis. Kuzular evde kalmislar. Kurt düsünmüs tasinmis, kuzulari kandiracak bir yol bulmus Degirmene gidip ayaklarini una sokmus, ayaklari bembeyaz olmus. Yumurta içip sesini de inceltmis Gelmis kuzucuklarin kapisina:“Kinali kuzum Pamuk kuzum Memelerim sizim sizim. Gelin emin yudum yudum, Ananiz geldi, uyanin demis. Kinali içerden seslenip,

“Sesin anamizin sesi, anamizin gelme vakti de, ama gene de ayaklarini göster; ayaklarin beyazsa, anamizin, yoksa kurtulsun!” demis. Kurt:

“Aferin, yavrularim, iste böyle her seyi . sorun, yoksa kimin kim oldugunu bilemezsiniz.” Demis, ayaklarini kapinin araligindan göstermis.

Kuzular bakmislar ki, ses analarinin sesi, ayaklar da onunkiler gibi bembeyaz. Burunlarina süt kokusu gelmemis ama, “herhalde çok aciktik, ondan” diye düsünmüsler. Gerçekten analarinin geldigini sanip açivermisler kapiyi. Açmalariyla, kurdun saldirmasi bir olmus, yalamis yutmus kuzucuklari. Kuzulardan geriye bir yigin kemik kalmis.

Aksam olmus, koyun çayirliktan dönmüs. Memeleri süt dolu.Daha ta uzaktan kuzularinin sesini duyarmis. Bu kez duymamis.

Içine kurt düsmüs. “Belki yavrucuklar uyumustu” diye düsünmüs. Kapiya gelince seslenmis onlara: “Kinali kuzum, Pamuk kuzum, Memelerim sizim sizim, Gelin emin yudum yudum, Ananiz geldi, uyanin...” Seslenmis seslenmis, içerden yanit gelmemis. Gerilip bir tos vurmasiyla kapi açilmis, zavalli koyun, yavrularinin kemikleriyle karsilasmis. Kemikleri görünce olani biteni anlamis, kemiklerin üzerine kapanip aglamis, aglamis... “Ah, hain kurt, bunu yapan sensin!” diye geçirmis içinden. Evden çikmis, kurdu aramaya git mis. Gide gide bulmus kurdu. Bakmis ki kurt, gel keyfini gel, u zanmis yakiniyor. Agzinda, burnunda kan izleri. Koyun, acisini yüregine gömmüs, hiçbir sey belli etmemis. Kurt da anlamazliktan gelmis. Ama koyunun üzüntüsü de gözünden kaçmamis. Kurt:

“Hayrola koyun kardes, bugün keyfin yok gibi...” demis.

“Sorma kurt kardes,” demis. “Sorma basima gelenleri. Eve gelince Kinali Kuzumla Pamuk Kuzunun oldugunu gördüm Aglaya aglaya gözümde yas kalmadi Onlarin ruhlari için geyik kebabi yapacagim Gel, kebabi sana sunayim Yalniz kalmamis olurum ben

Kurt, kuzularin neden öldügünü sormamis, yalana yalana:

“Sen git, biraz sonra gelirim.” Demis.

Öyle ya, iki kuzuyu yiyince iyice doymus, acikacak zaman bile bulamamis. Koyun durumu anladigi için, hiç üstelemeden oradan ayrilmis, evine gelmis. Bahçeye derince bir kuyu kazmis. Kuyunun agzini çaliyla çirpiyla kapatmis. Üzerine de yesil ot yigmis. Onun üstüne de minder örtmüs. Padisah tahti gibi olmus kuyunun üstü. Biraz sonra kurt gelmis, koyun kurdu ta kapilardan karsilamis;

Gel komsum, gel, nerelerde kaldin? Sen olmasan yalnizliktan patlardim. Gel su mindere otur.” Demis.

Kurdun agzi kulaklarina varmis sevinçten. Hem güzel bir kebap yiyecek, hem yumusak minderde oturacak. Hiçbir sey sezmemis... Bu coskuyla, mindere oturdugu gibi, kuyunun dibini boylamis. Koyun, ocaktaki atesi kuyuya ativermis. Dipteki samanlar tutusmus. Kurt baslamis bagirmaya. Neresi yanarsa, oradan ses veriyormus.

“Vay kulaklarim!..” Koyun da kurt ne derse onu diyormus: “Vay kulaklarim der misin,

Kinalimi yer misin?” “Ay kollarim!..”

“Ay kollarim der misin, Pamuk yavrumu yer misin?”

“Ay basim” “Ay basim der misin, Kinali kuzumu . yer misin?”

“Ay bacaklarim!..” “Ay bacaklarim der misin,

Pamuk yavrumu yer misin?” Kurt, “Ay gözIerim Ay kaslarim!” diye diye yanip kül olmus. Koyun, iki kuzu daha dogurmus.

Kurt korkusu olmadan, çayirlarda, çimenlerde, analariyla oynayip kosmuslar.




Yalanci Kurt Hikayesi 15 Haziran 2010, Saly günü  Hikayece eklenmiş ve 550  kişi tarafından okunmuştur.


© 2010    SiteMap