Ana Sayfa

Paylaş

 » Kategoriler

» Ask Hikayeleri

» Cocuk hikayeleri

» Dini Hikayeler

» Dostluk Hikayeleri

» Duygusal Hikayeler

» Efsane Hikayeler

» Fikralar

» Gebelik

» Gercek Hikayeler

» Gerekli Bilgiler

» Guzel Makaleler

» ibretlik Hikayeler

» ilginc Hikayeler

» Kadinca

» Kisisel Hikayeler

» Komik Hikayeler

» Korku Hikayeler

» Masallar

» Sesli Hikayeler

» Sevgi Hikayeleri

» Yemek Tarifleri

Sisedeki ask

  Sisedeki ask


Ahmet, olta kipirdiyor. Balik takildi galiba.
Ahmet, heyecanla kostu Oltaya dogru. Coskulu bir sekilde oltanin ipini sarmaya basladi. Sonunda tutmuslardi bir balik. Agir da sayilirdi. Tam üç saatten beri bekliyorlardi.
-Dayicigim gördün mü? Beklemeye degdi. Sana kalsa bos dönecektik.
Faruk sabirsiz bir kisilige sahip 40 yaslarinda insandi. Yegeni Ahmet, bu siralar onun göbegine takmis kafayi. Zayifla deyip duruyordu. Ahmet ise 30 yasinda zayifcaydi. Bugün balik tutmaya gelmislerdi sahile. Balik tutmayi severdi Ahmet. Faruk ise daha çok yürüyüsleri...
-Dayicigim geliyor, balik geliyor. Faruk gözlerini misinaya gözünü dikmis, bekliyordu. Baligin kafasi gözüktü ilk önce. Ama o da ne? Ne biçim balikti bu. Kafasi hiç de balik kafasi degildi. Bu bir siseydi. Anlasilan oltanin ignesi bir sisenin mantarina takilmisti. Ahmet siseyi aldi eline evirdi çevirdi. Ilginçti. Ilk defa bir sise tutmustu Ahmet.
-Bu da nesi? Dedi Faruk. Açsana. Içinde bir sey var.
Ahmet siseyi açmaya ugrasti. Açilmiyordu sise. Sonunda bir kaya parçasina atti ve parçaladi siseyi. Içinden bir kagit çikmisti. Ahmet kagidi aldi ve ilk cümleyi okudu.
-Faruk Ilgin`a
-Ne dedin sen? Faruk afallamisti. Okunan kendi adi miydi?
-Bak dayi senin adina bir mektup çikti siseden.
Ahmet okumaya devam etti:

"Sevgili Faruk,
Biliyorum. Bu mektup sana hiç ulasmayacak. Ulassa bile is isten geçmis olacak. Kimbilir? Sadece içimi dökmek istegidir bu mektubu yazmaktaki amacim.

Sen beni belki de hiç bilmiyorsun. Ama ben seni çok iyi taniyorum ve hemen her gün senle birlikteydim. Sen doga gezmelerini çok severdin. Sik sik deniz kenarinda gezerdin. Tabii, yaninda her zaman O da olurdu. Elele ve göz göze dolasirdiniz. Bazen de ormanda yürürdünüz. Sen onu çok severdin. Ama, O sanki yüreginin bir kösesinde baska birini saklar gibi süpheli bir durumda olurdu. Ya da ben öyle anlardim.

Sen çok konusmazsin. Daha çok dinlemeyi seversin. Romantik sarkilar dinlersin. Biraz da yüksek sesle dinlersin. Onun için ben duyardim. Ve ne kadar duygusal oldugunu o zamanlar anladim. Siir okurdun bazen de sevgiline. Bilmem kendin yazardin bilmem bilinmeyen bir sairdendi o sevgi dolu misralar.Dinlerdim seni, sanki bana okuyordun onlari.Sen lisede ögretmenlik yapardin ve kardesimin dersine de girerdin. Belki animsarsin adi Gürkan. Belli etmeden ona seni sorardim. O da dersleriyle ilgilendigimi sanir ve anlatirdi. Bense seni onun agzindan dinlerdim.

Sen benim hiç ayrimima varmadin. Görmedin beni. Ben kaç kere okulun ve evinin önünden geçtim bakarsin diye. Sen bakmazdin ama ben seni gördüm diye göklere uçardim."

-Dayi, kim bu gizemli kadin? Istersen okumayim. Sen sonra okursun.
-Oku Ahmetcigim, animsamadim. Hem baksana kendini tanitmamis ki. Senden gizli saklim mi var?
" Aradan günler geçti, sen evlendin o kadinla. Günler aylar geçti aradan. Sen mutluydun ilk günlerde. Fakat sonralari bakislarinda bir hafif bir hüzün okur oldum. Uzaktaydim. Ama, aslinda yakindaydim da. Çünkü, sen benim dünyada en çok sevdigim adamdin. Duyumsuyordum iste. Iki yil sonra bosandin. O kadin gitti baska bir sehre. Sen ise artik yalniz dolasiyordun sahillerde. Sonunda dayanamadin gittin bir sehre. Ve adada görevine devam ediyormussun ögrendim. Iste böyle ben de bu mektubu yazdim. Sana içimi dökemedim ve sevgimi söyleyemedim. Bir kagit parçasina anlatayim dedim.

Sevgilim, kendine iyi bak olmaz mi? Seni seven insanlar çiksin karsina, dilerim tanridan."
Gülsen
-Gülsen mi? Kimdi bu yaa? Hiç yabanci degil bu ad bana?
-Dayicigim, sen de ne canlar yakmissin meger?

Faruk düsünüyordu. Birden Kafasinda bir simsek çakti. Ordaydi Gülsen evet. O sahildeki sehirde. Bir kiz, o evden çikip okula giderken bakardi. Sonra içeri girerdi. Galiba babasi da balikçiydi. Faruk, ara sira babasindan balik alirdi. Kizcagiz da bazen babasinin yaninda olurdu. Bir keresinde babasi kizina seslenmisti de adini öyle ögrenmisti. Güzeldi kiz. Koyu sari saçlari ve iri yesil gözleri vardi. Uzun degildi ama hos bir edasi vardi. Evet, Gülsen oydu iste. Demek, kendisini seviyordu Gülsen. Ama neden diyememisti sevgisini. Belki,belli etmeye çalismisti, ama Faruk anlamisti bunu.
...

-Dayicigim, 20 km sonra Sehirdeyiz. Faruk`u bir heyecan sariyordu yavas yavas. Faruk, Gülsen`i görmeye karar vermisti. Askini bir mektuba yazip denize atacak kadar seven birisine kayitsiz kalamamisti. Bütün duygulari Gülsen`e dogru akmaya baslamisti.

Sehir degismisti. Daha da büyümüs, yollar ve caddeler degismisti. Ama, sehrin meydani eskisi gibiydi. Sonunda oturdugu eski mahalleye geldiler. Hiç degismemis gibiydi sokaklar, evler. Sanki dün ayrilmis buradan daha. Halbuki aradan 18 yil geçmisti. Iste, oturdugu evin Faruk`un. Merdiven korkuluklari ahsap oyma. Nakislar biraz yipranmis.
Balikçinin evi ise karsisinda . Eve gidip kapiyi çaldilar. Balikçi önce tanimadi karsisindakini. Dikkatle bakinca, anladi ve sarildi ve içeri davet etti. Konustular. Adamin karisi yemek hazirlamisti.Yediler .
-Süleyman Abi, iyi gördüm seni. Sanirim bir kizin vardi degil mi? Dedi Faruk .

Adam, gözleri dolu bir halde anlatmaya basladi.
-Evet, adi Gülsen, hassas suskun bir kizdi. Öldü. Kizim öldü. Derdini kimseye söylemezdi. Öylece dalar dalar giderdi. Hiçbir hastaligi yoktu. Öylece öldü gitti. Doktorlar gizli kalp hastaligi varmis dediler. Sonra birgün elime bir dafter geçti. Defterde kizimin günlügü vardi. Acilarini, dertlerini hep bu deftere yazmis. Bir de bir siseden bahsediyor, içine bir mektup yazip denize atmis. Iste bu kadar.

Faruk, Ahmet`e kalkalim anlaminda bir isaret yapti. Izin isteyip kalktilar.

Iste, geç kalinmis bir ask da böylece bitmisti. Faruk, hüzünlü gözlerle arabanini içinde hizla giderlerken denize dogru bakiyordu.
-Yaa, Ahmetcik iste böyle. Sen git yanlis insanlarla yanlis iliskiler yasa, yanibasindaki içten sevgiyi görme. Çok geç artik çook...




Sisedeki ask Hikayesi 27 Haziran 2010, Pazar günü  Hikayece eklenmiş ve 405  kişi tarafından okunmuştur.


© 2010    SiteMap