|
Pamuk Prenses Ve Yedi Cuceler
|
Pamuk Prenses Ve Yedi Cuceler |
Vaktiyle bir kis ortasi... Kar taneleri gökten yere tüyler gibi dökülürken, kraliçenin biri, siyah abanoz çerçeveli bir pencerenin önüne oturmus, dikis dikiyormus. Bu aralik pencereden disari bakarken parmagina igne batmis. Üç damla kan karlar üzerine damlamis. Beyaz kar üstünde bu al renk pek hos göründügü için kraliçe aklindan sunlari geçirmis: "Ah böyle kar gibi ak, kan gibi al, çerçevedeki tahta gibi kara bir çocugum olsaydi!" demis. Aradan çok geçmemis; kraliçe bir kiz dogurmus. Bu kiz kar gibi ak, kan gibi al renkli, abanoz gibi kara saçliymis. Bunun için adini "Pamuk Prenses" koymuslar.
Çocuk dogar dogmaz kraliçe ölmüs. Bir yil geçince kral baska biriyle evlenmis. Bu kadin güzelmis ama pek kendini begenmis bir seymis. Kimsenin kendinden daha güzel olmasina dayanamazmis. Kadinin sihirli bir aynasi varmis. Karsisina geçip de içine bakarak: - Küçük ayna, söyle bakayim, ülkenin en güzel kadini kim? diye sorunca ayna yanit verirmis: - Bu ülkenin en güzel kadini sizsiniz kraliçe hazretleri! Bunun üzerine kadinin içi rahat edermis. Çünkü aynanin dogruyu söyledigini bilirmis.
Gel zaman, git zaman... Pamuk Prenses büyüyüp gelisiyor; gitgide daha güzel bir kiz oluyormus. Yedi yasina girdigi sirada kraliçeden bile güzel, ayin on dördü gibi bir kiz olmus. Kadin günün birinde yine aynasina sormus: - Küçük ayna, söyle bakayim, ülkenin en güzel kadini kim? Ayna dile gelmis: - Buranin en güzel kadini sizsiniz kraliçe hazretleri, ama Pamuk Prenses sizden bin kat daha güzel! Kadin bunu duyunca irkilmis; kiskançligindan yüzü sapsari, yemyesil olmus. O saatten sonra nerede Pamuk Prenses`i görse içi burkulurmus. Kizdan o kadar tiksinmeye baslamis. Kiskançlikla, kendini begenmislik, bir yabanil ot gibi yüreginde büyümüs, büyümüs... Artik ne gece, ne gündüz kadinda iç rahatligi kalmamis. Bunun üzerine bir avci çagirtmis:
- Çocugu al, ormana götür, demis. Artik gözüm görmesin. Onu öldüreceksin... Cigerlerini de bana getireceksin. Avci:
- Peki! demis, kizi alip götürmüs. Pamuk Prensesin suçsuz yüregini oyup çikarmak için biçagini eline alinca kizcagiz aglamaya baslamis:
- Kuzum avci, canim avci... Ne olursun kiyma bana... Canimi bagisla... Su issiz ormanda dolasirim, bir daha eve dönmem! diye yalvarmis. Avci kizin güzelligine dayanamamis... Ona acimis:
- Haydi öyleyse git zavalli çocuk! demis. "Az sonra yabanil hayvanlar nasil olsa seni yerler" diye düsünmüs ama sanki bagrindaki tas da düsmüs. Kizi öldürmeye gerek kalmadigi için rahat bir soluk almis. Tam bu sirada oradan geçen bir hayvan yavrusunu tutup kesmis; cigerlerini çikarmis.
Kraliçeye bunlari götürmüs. Kraliçe asçisina onlari tuzlatip pisirtmis, yemis. Pamuk Prensesin cigerlerini yedim sanmis. Çocukcagiz koskoca ormanin içinde yapayalniz kalmis. Içine bir korku girmis. Sanki agaçlarin bütün yapraklari kendisini seyrediyorlar saniyormus. Ne yapacagini da bilmiyormus. Kosmaya baslamis. Sivri taslar üzerinden, dikenler arasindan geçip giderken, birçok yabanil hayvan önünden geçiyormus ama ona bir sey yapmiyorlarmis. Çocuk ayaklarinin olanca gücüyle aksama kadar kosmus. Sonunda mini mini bir ev görmüs; dinlenmek için içeri girmis. Bu evde her sey o kadar küçük, o kadar cici bici, o kadar temizmis ki dille anlatilamazmis. Ortada apak örtülü, yedi tabakli bir sofra duruyormus. Her tabagin yaninda minicik kasiklar, yedi küçük biçakla çatal, yedi tane de ufacik bardak. Duvarin önünde yanyana dizili yedi karyolacik varmis. Örtüleri kar gibi akmis. Pamuk Prenses hem çok aç, hem de susuz oldugu için her tabaktan bir parça sebzeyle ekmek yemis; her bardaktan birer yudum sarap içmis. Bir kisinin bütün yiyecegini yiyip bitirmek istemiyormus. Kizcagiz pek yorgun oldugundan karyolaciklardan birine uzanmak istemis. Gel gelelim, hiçbiri boyuna uymuyormus. Biri pek uzun, biri pek kisa geliyormus. Sonunda yedinciyi uygun bulmus. Içine girip yatmis, duasini etmis, uykuya dalmis.
Ortalik iyiden iyiye kararinca ev sahipleri gelmisler. Bunlar yedi cücelermis. Daglardan maden çikarirlarmis. Hepsi lambalarini yakmislar. Küçük evin içi aydinlaninca, içeriye birinin girdigini anlamislar. Çünkü her sey biraktiklari düzende durmuyormus.
Birinci: - Sandalyeme kim oturmus?
Ikinci: - Tabagimdan kim yemis?
Üçüncü: - Ekmegimden kim koparmis?
Dördüncü: - Sebzemden kim yemis?
Besinci: - Çatalimi kim kullanmis?
Altinci: - Biçagimla kim kesmis?
Yedinci: - Bardagimdan kim içmis?
Sonra birinci cüce çevresine bakinmis. Yataginda hafif bir çukurluk görmüs:
- Yatagima kim girmis? diye seslenmis.
Öbürleri kosarak gelmisler. Altisi birden:
- Benim yatagimda da biri yatmis! diye bagrismislar.
Yedinci cüce ise yatagina bakinca, içinde yatip uyuyan Pamuk Prensesi görmüs. Öbürlerini çagirmis. Hepsi gelmisler; sasirarak bagirmislar:
- Aman Tanrim, ne güzel çocuk bu!.. O kadar hoslarina gitmis ki, çocugu uyandirmaya kiyamamislar. Yedinci cüce her arkadasinin koynunda bir saat uyuyarak sabahi etmis.
Ertesi sabah Pamuk Prenses uyanmis. Yedi cüceleri görünce birdenbire korkmus, ama cüceler ona güler yüz göstermisler:
- Adin ne senin? diye sormuslar; Kiz:
- Benim adim Pamuk Prenses! demis.
- Nasil oldu da bizim eve geldin? Kiz üvey annenin kendisini öldürtmek istedigini, avcinin ona canini bagisladigini, küçücük evlerini buluncaya kadar bütün gün kostugunu bir bir anlatmis. Cüceler:
- Bizim evin islerini görürsen, yemek pisirirsen, yataklari yaparsan, çamasir yikarsan, dikis dikersen, yama yaparsan, sonra her seyi derli toplu, tertemiz tutarsan bizim yanimizda kalabilirsin. Sana bir seyden sikinti çektirmeyiz! demisler. Pamuk Prenses:
- Peki, hepsini seve seve yapacagim! demis, orada kalmis.
Evin islerini düzene koymus. Sabah oldu mu cüceler daglara gider, madende altin ararlarmis. Aksam olunca eve dönerlermis. O zaman yemekleri hazir olmaliymis. Kiz bütün gün evde tek basina otururmus. Bunun için iyi yürekli cüceler ona söyle ögüt verirlermis:
- Üvey annenden kendini koru... Senin burada oldugunu, nasil olsa, yakinda ögrenir. Kimseyi içeri alma sakin! derlermis.
Kraliçe, Pamuk Prensesin cigerlerini yedim sandiktan sonra, en güzel kadinin yine kendisi oldugunu düsünür; baska bir sey aklina getirmezmis. Bir gün aynasinin karsisina geçip:
- Küçük ayna, söyle bakayim, ülkenin en güzel kadini kim? diye sormus. Ayna dile gelmis:
- Buranin en güzel kadini sizsiniz kraliçe hazretleri, ama daglar basinda, yedi cücelerin yanindaki Pamuk Prenses sizden bin kat daha güzel! demis.
Kadin bunu duyunca irkilmis. Çünkü aynanin asilsiz bir sey söylemedigini biliyormus. O zaman avcinin kendisini aldattigini, Pamuk Prenses`in sag oldugunu anlamis. Kizi öldürmek için yeni bir çare düsünmeye baslamis. Çünkü bu kiz ülkenin en güzeli kaldikça kiskançliktan rahat edemeyecegini biliyormus. Sonunda aklina bir çare gelmis: Yüzünü boyamis, yasli bir satici kadin kiligina girmis; taninmaz bir hale gelmis. Bu kilikta yedi daglara, yedi cücelerin bulundugu yere gitmis; kapiyi çalmis:
- Güzel seyler satarim! diye bagirmis. Pamuk Prenses pencereden bakmis:
- Güneydin kadinim, demis, neler satiyorsun bakayim? Kadin:
- Iyi seyler, güzel seyler! Her renkten kusaklarim var! demis. Alaca renkli ipeklerden örülmüs bir kusak çikarmis. Pamuk Prenses: Bu saf kadincagizi içeri alabilirim! diye düsünmüs, kapinin sürgüsünü çekmis: o güzel kusagi satin almis. Kocakari:
- Aman ne güzel seymissin sen yavrum! demis;
- Dur da su kusagi beline güzelce ben sarivereyim. Pamuk Prenses`in aklina bir kötülük gelmemis. Kadinin önüne durmus, yeni kusagi beline sardirmis. Kocakari o kadar çabuk, o kadar siki dolamis ki, Pamuk Prenses soluk alamaz olmus... Ölü gibi yere yuvarlanmis. Kadin: - Haydi bakalim... Bir zamanlar ülkenin en güzeli olmustun! demis, kaçip gitmis.
Aradan çok geçmeden, aksam vakti, yedi cüceler eve dönmüsler, ama sevgili Pamuk Prenseslerini yerde serili görünce akillari baslarindan gitmis. Kiz sanki ölmüs gibi kipirdamiyormus bile. Kizi ayaga kaldirmislar... Kusagin simsiki baglanmis oldugunu görünce bunu ortasindan kesip açmislar. Kiz yavas yavas soluk almaya baslamis... Gitgide vücuduna can gelmis. Cüceler o gün olup bitenleri ögrenince:
- O yasli satici kadin, alçak kraliçeden baska biri degildi, demisler. Biz evde yokken sakin bir daha hiç kimseyi içeri alma! Kötü yürekli kadin eve döner dönmez aynanin önüne gitmis:
- Küçük ayna, söyle bakayim, ülkenin en güzel kadini kim? diye sormus. Ayna her zamanki gibi:
- Buranin en güzel kadini sizsiniz kraliçe hazretleri, ama daglar basinda, yedi cücelerin yanindaki Pamuk Prenses sizden bin kat daha güzel! demis. Kadin bu sözleri duyunca o kadar kötü olmus ki, bütün kani beynine siçramis. Çünkü Pamuk Prenses`in yine dirildigini anlamis; kendi kendine:
- Alacagin olsun, demis, öyle bir sey bulayim ki, seni yok etsin de bak gör! Bildigi büyücülük yardimiyla zehirli bir tarak yapmis. Sonra baska bir kocakari kiligina girmis.
Böylece yedi daglara, yedi cücelerin bulundugu yere gitmis. Kapiyi çalmis:
- Iyi seyler satarim! diye bagirmis Pamuk Prenses disari bakmis: - Haydi yolunuza gidin, demis, kimseyi içeri alamam. Kocakari: - Bakman da yasak degil ya? diye zehirli taragi çikarip kiza uzatmis. Tarak çocugun o kadar hosuna gitmis ki, her seyi unutarak kapiyi açmis. Pazarlikta uzlasinca kocakari:
- Gel su saçlarini güzelce tarayayim! demis. Zavalli Pamuk Prenses`in aklina bir kötülük gelmemis, kocakariya güvenmis. Kadin daha taragi saçlarina degdirir degdirmez zehir etkisini göstermis; kiz kendinden geçerek yere yuvarlanmis. Kötü yürekli kari:
- Ey güzellik örnegi, bu kez isin tamam! demis, sivisip gitmis. Bereket versin, yedi cücelerin eve dönme zamani yaklasmismis. Pamuk Prenses`i ölü gibi yerde yatar görünce, ilk akillarina gelen sey üvey anne olmus. Araya taraya zehirli taragi bulmuslar. Saçlarinin arasindan çikarir çikarmaz Pamuk Prenses kendine gelivermis. O gün olup bitenleri bir bir anlatmis. Cüceler, kendini sakinmasi, kimseye kapiyi açmamasi için onu bir daha uyarmislar.
Kraliçe evde aynanin karsisina geçmis:
- Küçük ayna, söyle bakayim, ülkenin en güzel kadini kim? diye sormus. Ayna yine önceki gibi:
- Buranin en güzel kadini sizsiniz kraliçe hazretleri, ama daglar basinda, yedi cücelerin yanindaki Pamuk Prenses sizden bin kat daha güzel! demis. Kadin aynanin böyle söyledigini duyunca hirsindan zangir zangir titremis, ter ter tepinmis:
- Yasamim pahasina da olsa Pamuk Prenses kesinlikle ölmelidir! diye bagirmis. Bunun üzerine kimsenin ugramayacagi gizli, uzak bir yerde bir odaya kapanmis. Orada zehirli, pek zehirli bir elma yapmis. Bu elma görünüste çok güzelmis. Kabugunun bir yani kirmizi, bir yani akmis. Bu elmayi kim görse hemen alip yemek istermis. Fakat ondan bir lokma isiran kesin ölürmüs.
Elma tamam olunca kadin yüzünü boyamis; bir köylü kadini kiligina girmis. Yedi daglara, yedi cücelerin bulundugu yere gitmis. Kapiyi çalmis. Pamuk Prenses basini pencereden çikarmis:
- Kimseyi içeri alamam... Yedi cüceler böyle tembih etti! demis. Köylü karisi:
- Peki, öyle olsun ama su elmalari elden çikarmak istiyorum. Al iste bir tanesini de sana vereyim demis. Pamuk Prenses: - Hayir, hiçbir sey kabul edemem! demis. Kocakari:
- Zehirden mi korkuyorsun yoksa? diye sormus. Bak iste ortasindan kesiyorum. Kirmizi yanini sen ye... Ben de beyaz yanini yiyeyim.
Elma öyle ustalikli yapilmis ki, yalnizca kirmizi yani zehirliymis. Pamuk Prenses elmaya imrenmis. Köylü kadinin da bir parçasini yedigini görünce daha fazla dayanamamis; elini disari uzatip zehirli parçayi almis. Gel gelelim, daha ilk isirdigi parça agzindayken ölü gibi yere yikilivermis. Kraliçe bu durumu yirtici bakislariyla seyretmis. Sonra bir kahkaha atmis:
- Kar gibi ak, kan gibi al, abanoz agaci gibi kara ha?.. Bu sefer cüceler seni yeniden diriltemeyecekler! demis. Kadin eve döner dönmez aynaya sormus:
- Küçük ayna, söyle bakayim, bu ülkenin en güzel kadini kim? Ayna dile gelmis:
- Bu ülkenin en güzel kadini sizsiniz kraliçe hazretleri! demis. Bunun üzerine kadinin kiskanç yüregine su serpilmis ama kiskançlar ne kadar rahat edebilirlerse o kadar... Aksam olup cüceler eve döndükleri zaman Pamuk Prenses`i yerde serili görmüsler. Kizcagizin solugu çikmiyormus, ölmüsmüs. Onu yerden kaldirmislar. Zehirli bir sey bulur muyuz? diye çevreyi arastirmislar kizin kusagini çözmüsler, saçlarini taramislar, onu suyla, sarapla yikamislar. Gel gelelim, hiçbirinin yarari olmamis, yavrucak dirilmemis.
Cüceler kizi bir tabuta koymuslar. Yedisi de çevresine oturmuslar. Üç gün üç gece göz yasi dökmüsler, aglamislar. Kizi gömmek istiyorlarmis ama kiz hâlâ canli bir insana benziyormus. Yanaklarinin al al rengi solmamismis:
- Bunu kara topraklara birakamayiz! demisler.
Camdan bir tabut yaptirmislar. Nereden bakilsa içerisi görünüyormus. Kizi içine yatirmislar; üzerine altin harflerle hem adini, hem de bir prenses oldugunu yazmislar. Sonra tabutu disari çikarip dagin üzerine koymuslar. Sürekli içlerinden biri tabutun yaninda kalarak nöbet beklemeye baslamis. Hayvanlar da gelir, Pamuk Prenses için göz yasi dökerlermis. Önce bir baykus gelmis, sonra bir karga, en sonra da mini mini bir güvercin... Pamuk Prenses uzun, çok uzun zaman böyle tabutun içinde yatmis ama çürüyüp dagilmamis... Görenler uyuyor sanirlarmis. Çünkü hâlâ kar gibi ak, kan gibi al renkli, abanoz gibi kara saçli duruyormus.
Gel zaman, git zaman... Günün birinde bir prensin yolu bu ormana düsmüs. Geceyi geçirmek için cücelerin evine gelmis. Dagin üzerindeki tabutu, içinde yatan güzel Pamuk Prenses`i görmüs. Altin harflerle üzerine yazili yaziyi okumus. Cücelere:
- Ne isterseniz vereyim... Bu tabutu bana birakin! demis; fakat cüceler:
- Dünyanin bütün altinlarini verseler yine onu vermeyiz! demisler. Oglan: - Öyleyse bunu bana bagislayin... Pamuk Prenses`i görmeden yasayamayacagim. Onun degerini bilecegim... Ona dünyada en çok sevdigim sey gözüyle bakacagim! diye yalvarmis.
Oglan böyle deyince iyi yürekli cüceler ona acimislar; tabutu kendisine vermisler. Prens tabutu usaklarinin omuzuna verip yola çikmis. Olacak ya, usaklarin ayagi bir çaliya takilmis, sendelemisler. Pamuk Prenses`in isirdigi zehirli elma parçasi bu sarsintiyla bogazindan firlamis. Aradan çok geçmeden de kiz dirilmis, gözlerini açmis, tabutun kapagini kaldirmis, yerinde dogrulmus:
- Allah allah, ben neredeyim? diye seslenmis. Prens sevinçle:
- Yanimdasin! demis. Olup bitenleri kiza anlattiktan sonra:
- Seni dünyada her seyden fazla seviyorum... Gel, babamin sarayina gidelim... Benim yasam arkadasim ol! demis.
Pamuk Prenses razi olmus, onunla birlikte gitmis
Pamuk Prenses Ve Yedi Cuceler Hikayesi 17 Subat 2010, Çar?amba günü Webmaster eklenmiş ve 1911 kişi tarafından okunmuştur.
|
|
|
|
|