Ana Sayfa

Paylaş

 » Kategoriler

» Ask Hikayeleri

» Cocuk hikayeleri

» Dini Hikayeler

» Dostluk Hikayeleri

» Duygusal Hikayeler

» Efsane Hikayeler

» Fikralar

» Gebelik

» Gercek Hikayeler

» Gerekli Bilgiler

» Guzel Makaleler

» ibretlik Hikayeler

» ilginc Hikayeler

» Kadinca

» Kisisel Hikayeler

» Komik Hikayeler

» Korku Hikayeler

» Masallar

» Sesli Hikayeler

» Sevgi Hikayeleri

» Yemek Tarifleri

Mavi Kus

  Mavi Kus


Günlerden bir gün, Parmak Çocuk, babasiyla pazara gelmis. Ihtiyar babasi, ogluna iki bakir kurus vermis. Ah, ne sevinmis çocuk, bu paralarla kim bilir ne kadar kurabiye satin alabilirim, diye düsünerek babasinin arkasindan küçük bir oglak gibi hoplaya ziplaya kosusturuyormus. Ah, pazara ne kadar halk toplanmis! Ne kadar çok . mal varmis! Parmak Çocuk, ipek kumas satan tezgahlara gelmis; tüccarlar, gökkusagi gibi renkli, çesitli ipek kumaslari satiyorlarmis. Halicilara gelmis; top top renkli çiçeklerle süslenmis birçok hali varmis Bakir satanlara gelmis; her sey günes gibi parliyor; gügümler, fincanlar... Küçük dükkanlarin önünde kadinlar bakir kazanlarin, tabak ve fincanlarin . seyrine doyamiyorlarmis. Çocuklar ise toplasip agizlarinin suyu akarak meyvelere, sicak sicak pidelere, çesit çesit tatlilara bakiyorlarmis. Ne kadar çok karpuz ve kavun, elma ve üzüm varmis pazar yerinde! Bir günde hepsine ayri ayri bakmamak mümkün degilmis. Ayrica her seyi satin almaya da kimsenin gücü yetmezmis. Hele, iki bakir kurusa bir sey almak mümkün degilmis. tezgah tezgah dolasmis, fiyatlari ögrenmis, pazarlik etmis, ama bir sey satin alamamis. Bu arada babasini da kaybetmis. - Babacigim, babacigim! Nerdesin! diye bagirmis çocuk. Pazar, çok gürültülü, çok kalabalikmis burada birisini bulmak, çölde igneyi bulmaktan daha zormus. Böylece, babasi hiç duymamis Parmak Çocuku. Parmak Çocuk, üzüntüsünden neredeyse aglayacakmis, ama bir süre sonra kendine gelmis; Yigide aglamak yakismaz, yalniz da yolu bulabilirim. diye düsünmüs. Kendini toparlamis, sapkasini düzelterek, nereye gidecegini bilmeden yolu aramaya baslamis. Birden, az ötede kalabalik üstünden inanilmaz bir sey görmüs!.. Uzun bir fildisi tünekte harika bir mavi kus oturuyormus. Kusun gagasi altinmis. Kanatlari, gökyüzü gibi masmavi, sanki elmas kivilcimlari dökülmüs yildizlar gibiymis. Kus, büyük tüneginde, kanatlarini açip kapatiyormus. Oy! Demis çocuk, bu kusa yakindan bakayim. Bu ne harika sey. Bütün paralarimi vermeye hazirim, hatta sapkami bile verecegim. Yandaki elma yiginindan yuvarlanarak harika kusun yanina gelmis. Ama bu hiç de kolay olmamis. Önünü yayalar, yüklü esek ve develer engelliyormus. Çocuk, az kalsin, atlarin altinda kalacakmis. Eninde sonunda Parmak Çocuk, harika kusa ulasmis. Büyük bir heyecan ve umutla gelip ulastigi bu yerde üzücü seylerle karsilasmis... Güzel kusun oturdugu tünegin yaninda üç kisi oturuyormus, . birisinin gömlegi boyalara bulasmis, öbürünün bütün sakali odun tozuyla kaplanmis, üçüncünün ise öküz derisi önlügü kazan karasiymis. Bular, boyaci, oymaci ve demirci çok hüzünlüymüsler. Baslari egik, yerde oturuyormuslar. Yanlarinda ise ihtiyar, kadin ve çocuklar toplanmis agliyorlarmis. - Burada neler oldu? Bu insanlar neden agliyor? Diye sivrisinek gibi yapismis Parmak Çocuk, kaynayan suyu satan saticiya. Satici da söyle demis: - Eh! Küçük insan, bakiyorum, sen çok uzaklardan gelmis olmalisin. O yüzden, bunlarin basina neler geldigini bilmiyorsun. - Tabi ki bilmiyorum, diye fisildamis Parmak Çocuk. Ve sucu, bu çok hüzünlü hikayeyi anlatmaya baslamis : - Bizim Hanimiz, kendini çok begenmis, acimasiz, adaletsiz bir handir. O, sehrimizin en usta oymacisini yanina çagirmis, agaçtan büyülü bir bülbül yapmasini emretmis. Bu kus hakkinda, halk içinde pek çok efsane ve masal söylenirmis. Yilda bir kere yere inen Günes gibi harika bir kusmus. Harika sarkilarini söyledigi zaman, insanlara mutluluk veriyormus. Ama insan, kaba elleriyle böyle mucizevi bir kus yaratabilir mi? çok düsünmüs. Ama o, hüner sahibi bir usta oldugundan Hanin emrini yerine getirmis. Süresi doldugunda, yaptigi harika kusu Hanin sarayina getirmis. Onu görenlerin hepsi hayran kalmislar. Ama Hanin yüzü asik oldugu halde söyle demis : . - Kus iyi, ama aptal usta, görmüyor musun? Hiç rengi yok. Eger, yarin sabaha kadar, bu kus günes gibi parlamazsa seni cellata verecegim. Usta, çok üzülmüs. Hiçbir sey demeden, kusunu alarak ünlü bir boyaci olan arkadasini götürmüs. O boyaci usta ile bütün sehir gurur duyuyormus. Ve iste bir gecede kusu, günes gibi parlativermis. Kusu önce, altin ile kaplamis, sonra gök mavisi, kanatlarina da harika elmas tozlarindan serpmis. Sabah erkenden iki usta, Hanin sarayina harika kusu götürmüsler. Sehrin sokaklarinda giderken onlari görenler hayranliktan coskuyla alkislamislar. Ama ne var ki , buna çok kizmis : - Aptallar, neden seviniyorlar? Bu bir bülbül degil ki, sadece boyanmis bir agaç parçasi... Ey ustalar! Eger, yarin sabah, sizin bu aptal kusunuz kafasini kipirdatip kanatlarini çirpmazsa sehrin bütün oymaci ve boyacilarinin kafasini kesecegim, diye bagirmis... Buna, ustalar daha çok üzülmüsler. Hiçbir sey söylemeden, kusu, demirci ustaya götürmüsler. bütün gece çalismis ve sabah olup da arkadaslari geldiginde harika kus, kanatlarini çirpmis, kafasini oynatmis ve altin gagasini açip kapatmaya baslamis. Çok sevinen oymaci, boyaci ve demirci sabah erkenden saraya gelmisler. , günes gibi parliyor, tipki canli gibi, kanatlarini çirpip kafasini oynatiyormus. Onlar, mükafat beklerken, acimasiz Han, kusu görür . görmez, bagirip çagirmaya baslamis : - Tembeller, demis, sizin yaptiginiz hiçbir ise yaramaz! Büyülü kus dedigin bu mu? Bu, konusmaz, sarki söylemez! Bu, insanlara mutluluk getiren bir bülbül degildir. Ustalar, birkaç gün çalissalar da kusa sarki söyletememisler. Iste simdi Hanin lari gelecek ve bu bahtsiz insanlari zindana götürecekler. Herkes biliyor ki simdiye kadar oradan sag çikan olmamistir. Iste bu insanlarin hanimlari ve çocuklari agliyor. Sonra, sucu da aglamaya baslamis, ustalara... Biraz sonra bir büyük bir gürültü kopmus. - Çekilin yoldan! Dagilin! Sesleri duyulmus. Parmak Çocuk bakmis ki ellerinde kiliçlariyla Hanin muhafizlari ustalarinin üzerine geliyorlarmis. En önde, yaban domuzu gibi sisman ve agzindan köpükler saçan komutanlari varmis. - Saman kafalilar! diye bagirmis, ustalara siz, Hanin emrini yere getirmediniz. Yaptiginiz kus susuyor. Bu kalabalik için acimasizca ceza göreceksiniz. Ustalar sus pus kalmislar. Bunu duyan kadin, çocuk ve ihtiyarlar daha çok aglamaya baslamislar. - Ee, aglamakla hiçbir sey degismez, demis kendi kendine Parmak Çocuk. Aglamaktansa sunlara bir ders vereyim. Parmak Çocuk, elinin tersiyle gözyaslarini silerek kusun tünegine çikmis. Ve bir anda kusun sirtina oturmus. Kimse bunu farkina varamamis... - Tutuklayin su hayinleri! diye bagirip çagirmaya baslamis komutan. Muhafizlar ustalarinin yanina ulastiginda kusun gagasi açilmis ve yüksek sesle söyle demis : Asil hayin sensin. Bu insanlar, ödüllere layiktir. Onlar bütütn insanlarin ustasidir. Bütün kalabalik sasirmis. Muhafizlar olduklari yerde donmuslar. Komutanin saskinliktan agzi açik kalmis. Kus, kanatlarini çirpmis, kafasini oynatarak sarki söylemis. Üzülmeyin ustalar Hana gitmek zamani Hani mutlu ederek Sarki söylemek zamani Kalabaliktan sevinçli haykirislar gelmis : - Ah harika bülbül; sen bize acidin, derdimizi anlayarak bizi kurtardin. Kusu hemen saraya götürün, Hana sarki söylesin ve Han da suçsuz insanlarin pesini biraksin! Gözlerine inanamayan ustalar, kusu saraya götürmüsler. Arkasindan halk ser gibi toplanmis. Acimasiz Han, altin tahtinda siyah sakallarini sivazlayarak oturuyormus. Ve üç ustanin idam edildigi haberini bekliyormus. Halk, sarayin önünde toplanmaya baslamis. Kapilar açilmis ve boyaci, oymaci ve demirci içeri girmisler. Yanlarinda kus da varmis tabi. - Ne isniz var burada! diye bagirmis Han. Tam o esnada kus, kanatlarini sallamis, basini oynatmis ve sakimaya baslamis : Hepsinden akilli bizim Han! Hanin yüzü gülmüs. Kus ise devam etmis : O, akillilarin akillisi O, kahramanlarin kahramani En büyük Han bizim Han! Han salagi, sarkiya bayilmis. Sakallarini sivazlayip kafasini hosnutlukla sallamis. Seni neye benzeteyim ey Han ve çiçek Han! Günesin kardesi ve ayin babasi Ülkemizin hayirlisi! En büyük Han bizim Han! Kusun bu sarkisina Han, nese ile gülmüs. Ey vezirler! demis, Han. Ustalara ödül olrak bir çuval yumurta kabugu ve kuyruksuz bir esek verin. Islerini iyi yapmislar. Bu fikrini de çok begenmis Han ve kikirdayarak eklemis : - Simdi ise bu harika kusu halk önüne, meydana çikaracagiz. Bütün insanlar, nasil öttügünü duysunlar! Herkes, sarayin önüne çikmis. Önde, altin sirmali kaftaniyla Han, arkasinda vezirleri, büyük bir tünekte konusan kusu halka göstermisler. Han, çesitli halilarla dösenmis meydana çikarak tören kitasina isaret etmis. Tören kitasi, halki sakinlestirmek için trampet . çalmis. Meydandakiler iyice sakinlesmis ve Hanin sesi duyulmus. - Eyy harika bülbül! Bize hiç duymadigimiz sarkilar söyle! Bizi sevindir! Hiç korkmadan söyle, ama sadece gerçekleri söyle! Kus, kanatlarini çirpmis, basini oynatmis ve bütün halk, susup beklemis. Kus bütün gücüyle söyle demis : . Hepsinden acimasiz bizim Han! Hepsinden kurnaz bizim Han! Han, çok bozulmus, ama bütün halkin önünde, Hiçbir seyden korkmadan gerçekleri söyle! dedikten sonra, kusu susturamamis. Kus ise daha yüksek sesle devam etmis : O zaman o iskenceci Halkini kirip geçiren . En büyük Han bizim Han! Kalpsiz ve yikici Insanlara kasteden En büyük Han bizim Han! Bu sarkiyi duyar duymaz, saraydakiler kulaklarini kapamislar, askerler ise kiliçlarini siyirmislar. Han, çiglik atarak bütün meydana bagirmis : - Kapatin sunun gagasini!.. Meydanda bir ölüm sessizligi olmus ve birden arka siralardan birileri gülmeye baslamislar. Han, öfkelenerek bagirmis : - Kim gülüyor? Hepinizi idam edecegim, kesecegim! - Sinirlenme Hanim! Diye neseyle seslenmis kus, buna, bütün halk destek vererek gülmüs. Öyle bir gülmüsler ki evlerin çatilarindaki güvercinler bile . gökyüzüne firlamislar. Çok sinirlenen Han, kosarak kusu yakalamis ve bir hisimla yere çarpmis. Bir çatirti duyulmus ve harika kus binlerce parçaya bölünerek dagilmis. Ama bu parçalarin içinden minicik bir çocugun firladigini hiç kimse farkedeme mis. Küçük çocuk yuvarlanarak farenin deligine girmis. Zalim askerler, sopalarla halki kovalamaya baslamis. Vezirler ise Hanin elinden tutarak zar zor götürürken Parmak Çocuk oralardan çoktan uzaklasmis. Çocuk da ziplaya ziplaya bülbülün sarkisini söylemeye baslamis : O zalim, o iskenceci Halkini kirip geçiren En büyük Han bizim Han! O günden baslayarak, bütün bahçelerde, meydanlarda, çayirlarda, kervansaray ve pazarlarda bu sarki söylenmeye baslamis : Kalpsiz ve yikici Insanlara kasteden En büyük Han bizim Han! Askerler, yalin kiliç halki susturmak için sokaklara dökülmüsler. Bir taraf sussa öbür taraf basliyormus : - Sarki söyleyen kusu öldürebilir ama sarki söyleyen bütün bir halka ne yapabilirler? Sarkilar, rüzgar gibi, sehirden sehir e, köyden köye yayilarak söylenmis durmus.


Mavi Kus Hikayesi 19 Eylul 2011, Pazartesi günü  Hikayece eklenmiş ve 732  kişi tarafından okunmuştur.


© 2010    SiteMap