Ana Sayfa

Paylaş

 » Kategoriler

» Ask Hikayeleri

» Cocuk hikayeleri

» Dini Hikayeler

» Dostluk Hikayeleri

» Duygusal Hikayeler

» Efsane Hikayeler

» Fikralar

» Gebelik

» Gercek Hikayeler

» Gerekli Bilgiler

» Guzel Makaleler

» ibretlik Hikayeler

» ilginc Hikayeler

» Kadinca

» Kisisel Hikayeler

» Komik Hikayeler

» Korku Hikayeler

» Masallar

» Sesli Hikayeler

» Sevgi Hikayeleri

» Yemek Tarifleri

Huzur ve Mutluluk

  Huzur ve Mutluluk


   HUZUR VE MUTLULUK
Askin ve sevginin ayri anlamlar ifade ettigi gibi, huzur ve mutluluk da
ayri seylerdir.

Huzur; sükûnet, agiz tadi gibi yasamin aranan birer gerçegi olan
kavramlarla ifade edilebilirken, mutluluk ondan çok daha farklidir.. Huzur da mutluluk da hiçbir zaman bir digeri için garanti vermez insana.

Küçük seylerle mutlu olabildigini söyleyen insanlarin yasadigi,
mutluluktan ziyade bir iç huzurudur. Gerçek mutluluk; genelde acinin kol gezdigi, çilenin, istirabin, kederin ve hasretin en uç noktalarda yasandigi
iliskilerin bir getirisidir. Kolay elde edilemez o... Bedeli agirdir.
Ve her beden, her yürek bu yükü kaldiramaz.

Önce, azla yetinmemeyi sonra gizemli ve tehlike dolu bilinmezlere dogru
yelken açacak cesareti üzerinde barindirmayi gerektirir.

Bir çok seyde oldugu gibi, istemekle baslayan bu süreç, insanin, insan
oldugunun farkina varmasiyla gelisme kaydeder. Anlayabilme ya da
kavrayabilme kapasitesince anlamlar yüklenir, esyalara, mekanlara ve
olaylara...

Mevla’nin kuluna lütfu denilebilecek bir yazgiyla, kisi karsisina
çikarilan ruh esi ile tanisir. Yüregi kipir kipirdir artik o insanin.
Anlayabilme ya da kavrayabilme kapasitesince anlamlar yüklenir,
esyalara, mekanlara ve olaylara... Ve her seye bir kutsaliyet kazandirilir.

Birlikte dinlenilen bir sarki, beraber yenen ilk yemek, sonraki günlerin
detaylarini belirledigi gibi, ölümsüz asklarin, ömür boyu unutulmayan
film karelerini de olusturur. Nedensiz ve niçinsiz bir dünyadir bu hayat
tarzi.
Seven, sadece sever... Seksiz, süphesiz, her seye ragmen sever...

Bir müddet sonra birinin çektigi aciyi digeri de hissetmeye baslar. O
kederliyse digeri de kederlenir. Kederle birlikte nesede paylasilir. Ve
kimin teselliye ihtiyaci varsa, onu digerinde arar...

Aradigini bulamadigi zamanlarda çoktur. "Beni neden anlamiyor?"; sorusu sik
sik gündeme gelir... Sonrasinda seven, görevinin, kendisini degil, sevdigini mutlu etmek oldugunun farkina varir.

Öyle içten davranislar sergilemeye baslar ki seven insan, beklemedik
anda,beklemedik yerde olmalar, umulmayan zamanlarda aramalar... Ilgilisinin
dahi hatirlayamadigi özel günleri hatirlama ve özel bir seyler yapma çabasi
alir basini gider.

Lakin sevdiginden ya azar isitir böyle zamanlarda, ya da aman sende, tarzinda ilgisizlik görür. Bu kez kendine kahretmeye baslar.
Damarlarinin ve kaslarinin sinirden kaskati kesildigi günler yasar. Sara
nöbetlerinden daha beter nöbetler bekler asigin yüregini. Bagirmak istese sesi çikmaz, aglamak istediginde aglayamaz...

"Ben neyi yanlis yapiyorum?"sorusu, bazi seylerin mesafe alabilmesi
için zamana ihtiyaci oldugunu ögrenmesine vesile olur. Oldugu gibi
kabullenmekten ve sabretmekten baska çaresi olmadigini görür.

Bir müddet sonra , çok alakadar oldugu, her seyini düsündügü kisinin
kendisinden uzaklasma arzusuyla karsilasir. Ve anlar ki, sevdigini
mutlu etmeye tek basina bir sevgi de yetmemektedir.

Bu kez sevginin önüne "saygi”yi da koymasi gerektigini kavrar. O`na,
fikirlerine, yasam tarzina, kilik-kiyafetine ve her seyine saygi...
Sevgi de oldugu gibi, hesapsiz kitapsiz bir saygi olmalidir bu...

Bazen de kiskançlik duygulari kabarir seven insanda. Sevdigini bütün
insanlardan kiskanir. Ve bu kiskançligi elinde olmayacak sekilde disa
vurmaya baslar. Sevilen öyle olmadigini anlatmak ister ama, nasil ifade
edecegini bilemez ve seveni kendi kafasinda kurduklariyla bas basa
birakir...

Bu asamada devreye giren düsünme dönemiyle birlikte seven, sevgi ve
saygisinin yanina bir de "güven" duygusunu yerlestirmesi gerektiginin
farkina varir. Güven... En azindan kendisine güvenilmesi gerektigi kadar güven...

Sevginin emek verenin oldugu ortaya çikar bir müddet sonra...
Sahiplenme duygusu yerini hak teslimine birakir. Kimsenin digerine muhtaç ya da mahkum olmadigi bir anlayis hakim olur iliskiye.

Anlasmak için konusmaya bile gerek kalmaz. Telefondaki ses bile verir insani ele. Ne dert gizlenebilir. Ne nese saklanabilir. Her sey ama her sey paylasilir. Gözler karsi karsiya geldiginde ise sevgi pompalar yüreklere...

Kosulsuz sevgi, sinirsiz sabir, sonsuz saygi ve sonuna dek güven
mefhumlarinin olgunlastirdigi iliski de, karsilikli iki insanin tüm inanç
ve degerleri birbirlerini beslemeye baslar.

Tek beden ve tek ruhta bütünlesmeye dogru yol alirlar. Bir elmanin iki yarisi gibidirler. Ne birisi bir adim önde, ne digeri bir adim geridedir.
Hep esit, hep yan yana, can cana...

Mutluluk; karsilik beklemeden yapilan iyilik gibidir. Sevilenin, sahip
olunsun olunmasin, her sart altinda mutlulugunu isteme ve o yönde çaba
sarf etmektir.

Mutluluk; Atestir.. Kahirdir... Azaptir...Istiraptir.. Çiledir... Belki
de ömür boyu sürecek bir hasrettir.. Kisacasi mutluluk zordur. Ve ancak
zora talip olanlar mutlu olmak hakkina sahiptirler...


 




Huzur ve Mutluluk Hikayesi 29 Mayys 2010, Cumartesi günü  Hikayece eklenmiş ve 372  kişi tarafından okunmuştur.


© 2010    SiteMap