Ana Sayfa

Paylaş

 » Kategoriler

» Ask Hikayeleri

» Cocuk hikayeleri

» Dini Hikayeler

» Dostluk Hikayeleri

» Duygusal Hikayeler

» Efsane Hikayeler

» Fikralar

» Gebelik

» Gercek Hikayeler

» Gerekli Bilgiler

» Guzel Makaleler

» ibretlik Hikayeler

» ilginc Hikayeler

» Kadinca

» Kisisel Hikayeler

» Komik Hikayeler

» Korku Hikayeler

» Masallar

» Sesli Hikayeler

» Sevgi Hikayeleri

» Yemek Tarifleri

Golgesiyle yarisan Tay

  Golgesiyle yarisan Tay


Gölgesiyle Yarisan Tay
At yarislarinin yapildigi sehir hipodromu çok kalabalikti. Tribünler tiklim tiklim doluydu. Her pazar günü oldugu gibi, bu pazar da birinci olana büyük ikramiyenin verildigi yarislar yapilacakti. Birincilik için en büyük aday Kara Bomba isimli atti. Iki yila yakin bir zamandir bu sehirde yapilan yarismalarin tek ve mutlak hakimiydi. Simsiyah rengi, kocaman gözleri ve dev gibi uzun boyuyla o her zaman atlarin en irisiydi. Daha uzun bir süre birinciligi kaptirmayacagi tahmin ediliyordu.

At yarislarinin yapildigi sehir hipodromu çok kalabalikti. Tribünler tiklim tiklim doluydu. Her pazar günü oldugu gibi, bu pazar da birinci olana büyük ikramiyenin verildigi yarislar yapilacakti. Birincilik için en büyük aday Kara Bomba isimli atti. Iki yila yakin bir zamandir bu sehirde yapilan yarismalarin tek ve mutlak hakimiydi. Simsiyah rengi, kocaman gözleri ve dev gibi uzun boyuyla o her zaman atlarin en irisiydi. Daha uzun bir süre birinciligi kaptirmayacagi tahmin ediliyordu.

Diger yarismaci atlar ise, Firtina, Ak kiz, Pençe, Sürpriz, Zorlu, Tavsan ve Yekta idi. Yekta, böyle bir yarisa ilk defa katiliyordu, oldukça heyecanliydi. Gerçi yetistirildigi yaris ati çiftliginde çok iyi hazirlanmisti, fakat genç ve tecrübesiz olusu onu korkutuyordu. Ya birinci olamazsa?.. Böyle bir seyi düsünmek bile istemiyordu. O zaman, siradan bir yaris ati durumuna düsecek ve belki bu durum hep böyle sürüp gidecekti. Bin bir çesit yaris hilelerinin yapildigi, düzenin ve entrikanin bol oldugu bu yarislarda birinci olmak sadece süratli olmak ve dayaniklilik demek degildi. Mesela, bazi yarislarda Tavsan tavsanlik yapardi. Yaris baslar baslamaz öne geçer, temposunu gittikçe arttirir, atlari yorar ve yarisi birakirdi. Son düzlükte Kara Bomba yaptigi bir atakla birinciligi kazanirdi. Pençe isimli yaris ati Kara Bomba’nin diger yardimcisiydi. Yaris sürerken form durumu yüksek olan atlari kollar, onlara çarpar, önlerine geçip hizlarini azaltir ve Kara Bomba’nin yarisi kazanmasini saglardi.

Atlar, düzenli olarak baslama yerinde siralandilar. Start için tabanca sesi duyulur duyulmaz, sekiz tane güçlü yaris ati ileri atildilar. Çikisi çok kuvvetli olan Tavsan hemen öne geçti. Yekta tüm çabasina karsilik ikinci sirada kalmisti.” Tüh be, Tavsan’i kaçirdim!..Bu Tavsan’i zaten son düzlüge kadar kimse geçemezmis. Yarisin ortasina gelmeden onu mutlaka geçmeliyim. Haydi Yekta, daha hizli, daha hizli…”

1500 starti geçildiginde Tavsan ikinci durumdaki Yekta’nin üç boy kadar önündeydi. “ Bomba nerelerde ki, dönüp bakmali. Tavsan bu süratiyle yarisi tamamlayamaz. Vay, Bomba hemen arkamdaymis! Ne oluyor ya, ne dümen çeviriyor bunlar? Son düzlüge kadar orta siralarda saklanirmis bu. Benden huylandilar muhakkak. “

Yarisin ortasi: 1000 starti geçilirken, Tavsan isimli yaris ati aniden kosu pistinin kenarina çikti ve yarisi birakti. Yekta süratle onun yanindan geçti ve birinci duruma yükseldi. Fakat yarisin bitmesine 1000 metre vardi ve Kara Bomba, Yekta ile arasindaki farki gitgide kapatmaktaydi.

Son düzlüge ( son 500 metre ) Yekta ile Kara Bomba basa bas girdiler. Nefesleri kesen bir mücadeleden sonra bitise 100 metre kala baslayan Yekta’nin öldürücü deparlari yarisi iki boy farkla kazanmasini sagladi. Yekta mutluydu artik çünkü ilk yarisini zor da olsa birinci olarak bitirmeyi basarmisti. Yekta, Kara Bomba ve ekibiyle birçok defalar daha yaristi. Girdigi her yarista birinci oldu. Artik bu sehir ona dar gelmeye baslamisti. Disa açilmali, adini daha genis çevrelere duyurmali ve daha büyük yarislar kazanmaliydi. Nitekim girdigi bölge birinciligi kosusunu da kazaninca, bir ay sonra yapilacak olan ülke sampiyonlugu yarisina katilmak için antrenmanlarini daha da siklastirdi.

Hazirlandigi yaris ati çiftliginde birçok yaris ati Yekta’ya degisik zamanlarda katildiklari yarismalari anlattilar. Yekta, onlari büyük bir dikkatle dinledi. Görgüsünü, bilgisini arttirdi. Yekta’ya göre, bilmenin, ögrenmenin sonu yoktu. Her yeni bilgi yeni bir seyler ögretirdi. Önemli olan ögrendiklerine kendi düsüncelerinden yeni fikirler katarak “ özgün bilgi “ elde edebilmekti. Dogru düsünebilmek ancak kendini çok iyi tanimakla mümkün olabilirdi. Bu da kisisel erdem için gerekli olan “ oto kontrol “ yani kendi kendini kontrol etme yetenegini saglardi. Oto kontrol yeteneginin düzenli olmasi, mükemmellik sinirlarini zorlardi.

Günler günleri kovaladi. Her geçen gün Yekta’nin gücüne güç katiyordu. Gittikçe daha süratli kosmaya ve mesafeleri daha kisa zamanda asmaya baslamisti. Büyük yarisa yedi gün kalmisti. Ögleden sonra özel olarak hazirlanmis kamyona Yekta’yi bindirdiler. Kamyon, biraz sonra ülkenin en büyük sehrine gitmek üzere yola çikti. Yolun yarisi geçilmisti ki, kamyon büyük bir gürültüyle yol kenarindaki hendege yuvarlandi. Sonra derin bir sessizlik. Yekta’ya sans eseri bir sey olmamisti. Kapisinin açilmasini bekledi. Gelen giden yoktu. Uzun bir süre ugrastiktan sonra kapinin kilidini kirmayi basardi. Korkuyla disari firladi. Yola çikti. Çok uzaklarda tek tük isiklar görünür gibi oluyordu. Yarisin yapilacagi yer oralarda olmaliydi. Kamyon olmasa da olurdu. Kendi basima da olsam oraya varabilirim, diye düsündü. Kosmaya basladi. Kostu…Kostu…

Aradan bir saatten fazla zaman geçti. Hava kararmaya,Yekta, sasirmaya basladi. Ne oluyordu? Neden ortalik hep aydinlik kalmiyordu? Karanlik kadar anlamsiz sey var miydi? Sasirmakta hakliydi. Gündüzleri açik havada antrenman yapar, hava kararmadan içeriye girerdi. Içerde de isiklar gece gündüz yanardi. O, simdiye kadar karanlikta hiç kalmamisti. Yekta ay isigi altinda, yavas bir tempo tutturmus olarak kilometrelerce kostuktan sonra birden ürperdi. Sol tarafinda bir kararti vardi ve kendisini geçmeye çalisiyordu. Hizla basini çevirdi. Bir at !..

Yekta:

“ Kim ola ki? Nereden çikti birdenbire? Neyse kim oldugu beni ilgilendirmez. Önemli olan beni geçmek üzere olmasi.Iste buna izin vermem!..Simdiye kadar kimse bana toz yutturamadi. Tempoyu biraz arttirayim, bakalim ne yapacak? “ diye düsündü. Yekta’nin gölgesini geçmek için verdigi ugras bütün bir gece boyu devam etti. Sabaha karsi karanlik yerini aydinliga birakirken Yekta’nin gölgesi silinip gitti. Bir aralik, kafasini sol tarafina çeviren Yekta onu göremedi. Sagina bakti, yine yok. Arkasina bakti, gerilere daha gerilere bakti. Rakibinin olaganüstü tempoya ayak uyduramayip yarisi biraktigini zannetti. Hizini yavas yavas azaltti.

Yekta hafif bir tempo ile kosmaya bir saat kadar daha devam etti. Yarisin yapilacagi sehrin iste ilk evleri gözükmeye baslamisti. Yekta yolda rastladigi bir sütçü beygirine at yarislarinin yapilacagi hipodromun nerede oldugunu sordu. Tarif edildigi üzere yoluna devam etti. Gögsü gururla kabarmis olarak, basi dimdik vaziyette, sehrin ana caddesinden geçerken arabalar durmustu ve yol kenarindaki insanlar gazetelerde, dergilerde birçok defalar resmini gördükleri, hakkinda yazilan yazilari okuduklari bu sahane tayi çilginca alkisliyorlardi. Hipodromun kapisinin açik olmasindan yararlanan Yekta, içeriye girdi. Biraz sonra kosu pistine çikmisti. Alti gün sonraki ülke birinciligi kosusu burada yapilacakti. Agir adimlarla kosu pistinde tur atan Yekta o yarista birinci olmayi düsünüyordu mutlaka.

Yekta’yi getiren kamyonun devrildigini haber alan sahibi olay yerine gelmisti. Sürücü ile seyis yarali olarak hastaneye kaldirildilar. Yekta’nin sahibi sabah olunca Yekta’yi aramaya koyuldu ve onun hipodroma geldigini haber alinca oraya gitti. Hipodromun kapisindan içeriye giren Yekta’nin sahibi Yekta’yi kosu pistinde agir adimlarla kosarken görünce “ Yekta… Yekta…”diye bagirarak piste firladi. Hizla kosarak Yekta’ya yetisti ve onun boynuna sarildi. Yekta neden sonra durumun farkina vardi. Sahibi onu bu yabanci sehirde aramis ve bulmustu.

Yekta’nin sahibi Yekta’yi bir arkadasinin yaris ati çiftligine götürdü. Yorgun durumdaki Yekta o günü ve ertesi günü dinlenerek geçirdi. Daha sonra kosu antrenmanlarina baslayan Yekta üç gün içinde eskisinden daha iyi bir form tuttu. Artik hazirdi ve birincilik için en sansli kendisini görüyordu.

Yekta yaris günü kasirga gibi esti. Daha ilk metrelerde yaptigi korkunç atakla öne geçti. Çilgin gibi kosuyordu. Türkiye’nin en iyi yaris atlari onun sürati karsisinda çaresiz kalmislardi. Açik farkla ve rekor bir dereceyle yarisi birinci olarak bitirdi. Bu birincilik onun pratik ile teoriyi en iyi sekilde birlestirmesiyle olusmustu. Sonuç olarak, mükemmele ulasmis ve geçilmez ünvanina sahip olmustu.


Türkiye Sampiyonu olan Yekta dogup büyüdügü yaris ati çiftligine geri dönünce coskulu bir sekilde karsilandi. Çiftlikteki yaris atlari bahçedeki televizyondan yarisi izlemisler ve Yekta’nin birinciligine çok sevinmislerdi. Yekta birkaç ay sonra özel uçakla Ingiltere’ye götürüldü. Yakinda Avrupa sampiyonasi vardi ve Yekta bu yarista Türkiye’yi temsil edecekti. Yekta siki bir antrenman programina alindi. Yaptigi her antrenman onun derecesini giderek gelistirmesine ve daha hizli kosmasina yol açiyordu. Sampiyonaya birkaç gün kala Yekta’nin Avrupa rekorunu zorlar hale gelmesi sahibini sevindirmisti. Ama Yekta’nin durumuna sevinmeyenler de vardi. Tribünlerde Yekta’yi dislerini gicirdatarak seyreden birkaç kisi onun ölüm fermanini imzaliyordu:

“ Yekta, Yekta dedik aldik basimiza belayi. Yaris ati degil sanki firtina. Yaptigi su dereceye bak. Son adimini biraz çabuk atsa Avrupa rekoru olacak. “

“ Ne demezsin. Bu sadece bir antrenman kosusu. Yalniz kosuyor, kendisini zorlayan rakibi yok. Esas yaris olsa kesinlikle geçilmez. Su anda Avrupa’daki en iyi yaris ati Yekta. “

Bir üçüncü kisi ise: “ Bizim at Yekta’yi geçemez. O zaman ha ikinci olmussun, ha sonuncu. Yekta yarisa girmese biz birinci oluruz. Bu gece Yekta’ya bir igne vurursak ölür gider. Birincilik ödülünü alir, harcariz. Hem ülkemizin reklâmi olur. Reklâm isi ülkeye döviz kazandirir. “

“ Tamam, bu gece üçümüz Yekta’nin durdugu yere gireriz. Hepimizin elinde birer zehirli igne. Yekta birimizden kaçsa ötekine yakalanir. “

Gecenin ilerleyen vakitlerinde Yekta bir iç sikintisi yasiyordu. Huzursuzdu. Huzursuz olmasi, onun uyumasini engelliyordu. Derinden gelen ayak sesleri duydu. Bu saatlerde bakicilar ahira girmezlerdi. Yoksa gelenler yabanci miydi? Amaçlari ne olabilirdi? Yekta yine de aklina kötü seyler getirmedi. Bekledi. Biraz sonra ellerinde sopalarla, ignelerle üç kisi karsisina dikilince ürperdi. Korktu. Zalim adamlar aniden harekete geçerek bütün suçu iyi bir yaris ati olmak olan Yekta’ya sopalarla acimadan vurmaya basladilar. Cani yanan Yekta birkaç adim gerileyince arkasi duvara dayandi. Adamlar, Yekta’nin üstüne çullaninca sert tepkiyle karsilastilar. Yekta saha kalkarak güçlü ön ayaklarini adamlardan birinin kafasina indirdi. Adam, bos çuval gibi yere düstü. Yekta geri dönerek arka ayaklarini savurdu. Darbe hedefini bulmadi ama iki adam niyet bozarak yerde yatan arkadaslarini sirtlayip olay yerinden uzaklastilar.

Yekta daha sonra yerdeki sopalari ve igneleri bir torbaya koyup çöpe atti. Olanlarin kimse tarafindan bilinmesini istemiyordu. Kötülükler yayilmamaliydi. Dünyada kötülükler iyiliklerden daha çoktu. Kötülük yapmak kolaydi, zor olan iyilikti. Yekta simdi zoru basarmisti. Adamlar kaçmisti. Belki bir daha kimseye kötülük yapmazlardi. Tekme yiyen adam yasiyor muydu? Bunu bilemezdi. Adam yasasa bile insanlar Yekta’yi kisa bir süre de olsa gözetim altina alirlardi. Bir, iki gün antrenman yapmamak, Yekta’nin Avrupa sampiyonu olamamasi demekti. Bu durum Yekta’yi psikolojik olarak çökertirdi. Geride ondan birincilik bekleyen koskoca bir ülke vardi. Milyonlarca insanin hayali gerçek olmazdi. Yaris ati çiftliginde arkadaslari vardi. Kendisine fikir bakimindan büyük destek olan can arkadaslari. Ülke sampiyonlugu ödülü gibi, Avrupa sampiyonlugu ödülünü de arkadaslarina verecekti. Güzelim altin kupalar iki tane olacakti.

Avrupa sampiyonasinda Yekta taktik geregi ilk 300 metreyi orta siralarda geçti. Yavas yavas temposunu artiran Yekta 1000 metre geçilirken az bir farkla öndeydi. Son 500 metreye dört at yan yana girdi. Yarisin bitmesine 50 metre kala bir aralik dördüncü duruma düsmesine karsin, hinçla ileri atilarak cigerlerini parçalarcasina gayret gösterdi ve yarisi kazandi. Yekta, Avrupa Sampiyonu olmustu. Yekta, ülkesinde coskulu bir sekilde karsilandi. Gazete, radyo ve televizyon haberlerinde hep Yekta vardi. Avrupa’daki yayin kuruluslari da Yekta’dan bahsediyordu. Aylar sonra Yekta’yi Amerika’da görüyoruz. O. New York’ta yapilacak Dünya Sampiyonasi için buraya getirilmisti. Otoriteler tarafindan birinci olmasina kesin gözüyle bakilan Yekta, ne yazik ki, Avustralya sampiyonuna geçildi ve ikinci oldu. Ödül töreninde dünya ikincisi Yekta gümüs madalya boynuna takilirken neseliydi. Kolay degildi, bir yildir pek çok yaris kazanmis, hep birinci olmus, hiç geçilmemisti. Dünyanin en hizli kosan ikinci yaris ati olmak nice yaris atinin hayallerinin bile ötesindeydi. Gerçi dünya ikinciligi imkânsiz degildi ama çok zordu. Yekta bu çok zoru basarmisti.

Birkaç gün sonra Yekta’yi sikinti basmaya basladi. Geçen günler ona basarisini benimsetiyor, birinci olamamanin verdigi üzüntüyü artiriyordu. Giderek artan üzüntüye dayanamayan Yekta, New York’taki yaris ati çiftliginden kaçarak Appalas Daglari’na gitti. Yekta, Appalas Daglari’nda gezerken ilerdeki çimenlikte otlayan vahsi atlar gördü. Bunlar Mustang atlariydi.

Yekta, onlarin yanina giderek: “ Merhaba, beni de araniza alir misiniz? “ diye sordu.

Mustanglarin baskani olan Gera: “ Olur tabi, gel katil bize arkadas “ dedi. Yekta, Mustanglarin arasina katilip, onlarla birlikte otlamaya basladi. Iyiydi, güzeldi buralar, Mustanglarla kaynasiverdi.

Aradan bir saatten fazla zaman geçmisti. Baskan Gera, on kilometre ilerdeki çamliga gidilecegini söyleyip, haydi, dedi ve kosmaya basladi. Yekta’nin katilmasiyla sayisi yirmiye ulasan at sürüsü hizla yol aliyordu. Mustang atlarinda en güçlü olan ve en hizli kosan sürüye baskan olurdu. Orta siralarda kossun, sürüye baskan olsun? Böyle sey olmazdi. Sürü basi geçildi mi, baskanligi kaybederdi. Simdi Gera farkli sekilde önde kosuyordu. Diger atlar Gera’ya yetismek için çaba sarf ediyorlardi.

Yekta ise, hep son siralarda kostu. Çamliga varildiginda sadece iki ati geçmisti, yani Yekta 18. olmustu. Yekta bunu kabullenmek istemedi. O, bir yaris atiydi ve kum veya çim pistte kosmaya aliskindi. Baskan Gera, on kilometre ilerdeki çamliga gidiyoruz deyip firlamis, diger atlar da, onun pesine takilmisti. En son kosmaya baslayan ise, ne oluyor, ne çamligi diye düsünmesine bile firsat kalmayan Yekta’ydi. Gerçi çim üstünde de uzun süre kosmuslardi ama sonra taslik bir araziden geçmisler, daha sonra çalilik ve agaçlik bir yerde kosmak zorunda kalmislardi. Mustanglar, daha önce defalarca gidip geldikleri bu yolu ezberlemislerdi. Taslikta kosarken nereye basilmasi gerektigini, çaliliktan, agaçliktan geçerken hangi yolun kestirme oldugunu biliyorlardi. Yekta bu sebeplerden dolayi her kilometrede bir adim gerilese on kilometrede on adim gerileyecegini düsündü. Zaten Gera ile arasindaki fark iste o kadardi. Yekta, bir daha yaris pistlerine dönmedi. Hep daglarda Mustanglar arasinda kaldi. Geçen zaman genç Yekta’nin gücüne güç katti ve Gera bir gün Yekta tarafindan geçildi. Mustanglara baskan olan Yekta uzun yillar baskan kaldi.




Golgesiyle yarisan Tay Hikayesi 5 Ocak 2012, Per?embe günü  Hikayece eklenmiş ve 110  kişi tarafından okunmuştur.


© 2010    SiteMap