Gutgasen rayonunda, halkin “Giz Gölü” adini verdigi küçük bir göl vardir. Eskilerin anlattiklarina göre, bir zamanlar bu gölün yerinde zengin bir hanin sarayi var imis. Çok gaddar ve zalim olan bu hanin hükmü tasa bile geçermis.
Buralarda akilli, bilgili ve “gözel - göyçek” bir kiz yasarmis. Bu kiz güzel oldugu kadar da gururlu imis. Kendisine âsik olan nice varlikli insanlarin elçilerini hep geri çevirirmis. Ama o, obasindan sade bir genci, hanin çobanini severmis.
Han bir gün ava çikar. Bir pinarin basinda bu kizi gören han ona âsik olur. Ancak kiza gönderilen elçiler reddedilir. Hana haber ulastirilir:
“Bu kiz senin çobanini seviyor.”
Han öfkelenir, hiddetlenir ve çobanini zindana attirir. Arkasindan da kizi zorla sarayina getirir. Ancak kiz, esir olsa da hana gönül vermez. Kiz, hanin önünde diz çökerek yalvarir, kendisinden vazgeçmesini ister. Bu yalvarmalar, hanin kalbini etkilemez. Kiz ise kurtulusu kendini öldürmekte bulur. Bunu anlayan han, kizin yaninda birkaç koruyucu bulundurur.
Çaresiz kalan kiz, gözyaslarini dökmeye baslar. Gece gündüz aglar.Sicak ve tuzlu gözyaslari yanaklari yakip akar, gider. O, topragi da yandirir;yerde bir çukur olusur, gözyaslari orada birikmeye baslar.Bu azaba bulutlar dayanmaz, yagmur olup kizin gözyaslarina karisir.Çaylar da razi olmaz, akis yönlerini degistirip kizin gözyaslarina kavusur.Sonunda burada tuzlu bir göl olusur. Bütün bunlara karsilik zalim han, insafa gelmez, kizla evlenme arzusundan vazgeçmez.
Bu göl, kizin inlemeleri gibi çogalip hanin sarayini içine alacak kadar büyür ve her taraf suyla dolar.O günden sonra bu göl, “Giz Gölü / Kiz Gölü” diye anilmaya baslar.
Bugün de çevre insanlari ayni adla söylerler ama çogu, kiz ile hanin kim olduklarini bile bilmezler.