Sevgiliyle Bir Bahar Aksami Düsü!
Hayat dedigin kisa bir an gibi, fark edemeden bitiyor. Geçmis ne kadar hizli geçtiyse, gelecek de ayni hizla yaklasip bir gün geçmis olacak.
Sevgiliyle Bir Bahar Aksami Düsü!
Yasamin süratine yetisemedigim veya altinda ezildigim zamanlarda düsünüyorum, neden buradayiz? Hepimizin farkli dertleri, farkli hayalleri ve istedigi bir hayat sekli var. Çogumuz düslerimizin tamamini basaramiyoruz. Basardiklarimizin ise, gerçekten istediklerimiz oldugu süpheli.
Benim hayalim bahçe içinde bir ev, öyle büyük, gösterisli olmasina gerek yok. Mütevazi, sade ama sirin bir evde yasamak istiyorum. Istanbul’a asik bir kadin olmakla beraber, bu sehrin içinde yasarken tadina varilamadigini da görüyorum. Büyük sehirde yasamak, tüm olanaklarindan faydalanmak demektir. Oysa bu sehrin kosusturmasi hiçbir seyin tadina varmaya müsaade etmiyor.
Istanbul’u tamamen terk edemem ancak söyle bir saatlik mesafede oturabilirim. Hani birisi kalk aksam yemege gidiyoruz dediginde, normalden yarim saat evvel yola çikmak zor olmaz. Ama biraz huzur ve kendime dönüs için, uzaklasmak güzel olur sanirim.
Yerini ve evi bulduktan sonra bir de araba lazim. Gece canim sikilinca, atlayip dostlara gelebilme özgürlügüm olmali. O da tamamsa, o güzel evde yalniz uyumamak sorununu halletmek gerekecek. Aslina bakarsaniz, diger her sey maddi olarak çözülebilir ancak su kolunda uyunmasi istenilen arkadasi nereden bulacagiz? Çünkü benim istedigim o arkadasin fazla özelligi olmasi gerekiyor.
Simdi diyeceksiniz ki, senin vasiflarin ne ki? Ya gönül bu iste! Madem olacak iyisi olsun diye hayal ediyor. Ona da mani olamam ki! Gözümün önüne gelen resimde, ben ve sevgili sevgilim bahçede oturmusuz. Bir bahar aksami, rüzgar tatli tatli esmekte. Sevgilicigime bir hirka getiriyorum, omuzlarina örtüyorum, üsümesin diye. O hirkanin da ne manasi varsa, her hayalimin ortasindan çikiverir. Neyse, mutfakta iki fincan kahve pisiriyorum. Kokusu rüzgarla bahçeye kadar ulasiyor. “Ellerine saglik hanim” diyor sevgili sevgilim, uzanip kahvesini alirken.
Bir salincak atmisiz bahçeye, çok sansliysak bir de dere akmaktadir çitin kenarindan. O gün duydugum zararsiz dedikodulari anlatiyorum. Biyik altindan gülümsüyor. “Siz kadinlar ne kadar bayiliyorsunuz dedikoduya” diyor ve kendi soruyor hikayenin devamini. O zaman da ben gülümsüyorum. Ikimizin elinde kitaplar, tartisiyoruz. Mevlana’yi, Unamuno’yu, Fuzuli’yi, asklari, iliskileri, kadinlari, erkekleri, baskaldirislari, tarihi, gelecegimizi…
Bu kadar basit bir hayal aslinda, olmaz degil! Ancak sorun surada ki, ben içinde hem kalp, hem mantik olan adamlara sevdalaniyorum. Biraz babacan, biraz otoriter ama mutlaka akilli ve kültürlü! Bilmedigim dünyalarin kapilarini birlikte açalim istiyorum. Ya da o önden gitsin, bana yolu göstersin. Böyle bir adam taniyorsaniz, lütfen bana yollayin, su zavalli gönlüm yeniden sevmeyi ögrensin